Translate

Ne ARAMIŞTIN ??

İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2017 Pazartesi

Gezilesi Yerler : EMİRGAN KORUSU *** BEYAZ KÖŞK - PEMBE KÖŞK - SARI KÖŞK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Emirgan Korusu ve Emirgan semti :

Adını 17.yüzyılda yaşamış olan Emir Mirgünoğlu’ndan alıyor. IV. Murat, Revan Kalesi’ne sefer düzenledikten sonra kaleyi yaklaşık 8 gün içinde ele geçirmiş.
Revan Kalesi komutanı Emir Mirgünoğlu, kalenin fethi sırasında başta Osmanlı Ordusu’na direnmek istemiş,
yenileceğini anladıktan sonra ise kaleyi IV. Murat’a teslim etmiş.
Sultan IV. Murat neredeyse hiç kayıpsız olarak kazandığı zaferden sonra kale komutanı
Emir Mirgünoğlu’nu affetmiş ve koruyu içinde bir sarayla birlikte hediye etmiş.
Saray günümüze kadar gelememiş.

42.000 Hektar büyüklüğündeki Emirgan Korusu, İstanbul Boğazı’nın en güzel ve yeşil yerlerinden biri.
Özellikle bahar ve yaz aylarında İstanbul’un en sevilen yerlerinden biri oluyor.
19. yüzyılda Hidiv İsmail Paşa ve ailesi tarafından kullanılan koru 1943 yılında
İstanbul Belediyesi tarafından halka açılmış.


Her yıl Mart sonu başlayıp Nisan - Mayıs Aylarında süregelen İstanbul'un simgesi haline gelen Lale Festivaliyle adını tüm Türkiye'ye duyurmuştur.  
Bu kapsam'da İstanbul'un Abisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir TOPBAŞ'ı gerçekten takdir ediyorum.



İstanbul sokakları, parkları ve koruları her yıl bahar aylarında rengarenk lalelerle sanki bana daha da bir güzel geliyor, 
bir uğrasam - yürüyüş yapsam sanki cennet mekan :) her hafta sonu tatil gibi geliyor. 
Çocuklar için hazırlanan içindeki oyun alanları inanın çok daha zevkli .


Haftasonu için Kahvaltı Mekanı mı aradınız ????
Bence çok uzaklara gitmeye gerek yok; 
SARI KÖŞK - BEYAZ KÖŞK - PEMBE KÖŞK 'te tarihten izlerini taşıyan sultanlara layık açık büfe kahvaltılarını tavsiye ederim. 
Kahvaltı sonrasındabırakın kendinizi huzura... 
Şehir hayatının karmaşasından sonra sessizlik ve kuş cıvıltıları.. 
Koruya geldiğinizde zirveye çıkıp güzel İstanbul'a birde buradan bakın. 



Pembe Köşk, İsmail Paşa tarafından yaptırılmış. İki katlı olan köşk klasik Osmanlı evi tarzında yaptırılmış. 
1878 Mısır Hidiv’i Abbas Hilmi Paşa döneminde devrin paşalarını konuk etmek için kullanılmış.
Buraya geldiğinizde bu köşklerde yemek yiyebileceğiniz gibi Emirgan Korusu’ndaki piknik masalarında da evden getirdiğiniz yiyecekleri yiyebilirsiniz.

KAHVALTI ve RESTORAN MENÜSÜ farklılık göstermekte, 
BELTUR'un sitesinden detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.  
FİYATLARINI DA SİZİN İÇİN YAYINLIYORUM....

 

UNUTMADAN !!!!
Peyzajı, içinde bulunan köşkleri ve boğaz manzarası ile en elverişli gelin-damat dış mekan çekimi noktalarından biridir burası, 
o kadar güzel objeler yapmışlar ki açık alan çekimler için, süperr bir fırsat.
Ücretsiz sadece izine tabi olduğunu söylediler, bence değerlenidrmeye değer yerler arasına ekleyin :)



 

Son olarak da 
Emirgan Korusu Nerededir ? Nasıl Gidilir derseniz ...
Avrupa Yakasında olup Sarıyer – İstinyede’dir.
  • Beşiktaş – Tarabya Minübüslerin hepsi
  • Mecidiyeköy tarafından gelmek için 29Ş dereiçi Otobüsü
  • Karşıdan gelecekseniz eğer Levent’e ulaşın ve Maslak Sarıyer istikametine ilerlerseniz 1o dakikada ulaşabilirsiniz.
Otopark var mı, Ücreti Ne kadar ?
Emirgan Korusu İçerisinde Ücretli Otopark Bulunmaktadır. Giriş Ücreti: 10 TL dir.









10 Nisan 2017 Pazartesi

KARINCA VE BİR DAMLA SU HİKAYESİ


KARINCA VE BİR DAMLA SU HİKAYESİ

Bizler genelde bir taraf da oldugumuzu belli etmek için bu karıncanın hikayesini anlatırız. 
Camilerde hutbe veren hocalar bu örnegi vererek müslümanları bir konuda taraf olmaya çagırırlar :)

Nemrud ! Ibrahim peygamber'in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydana odunlardan büyük bir yıgın yapılır. 
Odunları tutuştururlar sonra. Alevler o kadar yükselir ki bulutların tutuşacagını sanan çocuklar, bütün hayvanlar bile korkup kaçar. 
Ibrahim peygamber'i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacakmış askerler. 
Atacaklarmış ki Nemrud'un bir kral oldugunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin insanlar.  

Bu sırada bir karınca agzında bir damla su ile gidebildiği hızla, koşa koşa gidiyormuş. 
Hem de boyu göklere varan ateşe doğru. 
Baska bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş hemen;  
"Bu acelen niye? Nereye böyle?"
 Agzında bir damla su taşıyan karınca o bir damlayı ellerinin arasına alıp, "Duymadın mı" demiş. 
"Nemrud, İbrahim peygamber'i ateşte yakacakmış. İşte ateşin oldugu yere su götürüyorum. 
Bu sözleri duyan karınca kendini tutamayarak uluorta kahkahalarla gülmeye baslamış. 
"Sen şu atese dönüp hiç bakmadın mı?" diye sormuş. 
"Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?" 
Su taşıyan karınca; 
"olsun!" demiş. "Hiç olmazsa tarafım belli olsun."
 
Bugün resmen bu durum yaşanıyor; 
Taraf olur ya da bertaraf olursunuz !!!
2 tarafada bir bakın; 
Bir tarafta AK PARTİ, MHP ve %50'nin üzerinde seyreden bir halk kitlesi
Diğer tarafta CHP, HDP, yabancı ülkelerde yapılan PKK sempatizanı yüzlerce gösteri !
Demek ki rahatsızlık verecek çok şey var !!!

Ama, yıllarca anlatılan bu hikayede; 
EVET; karınca bir damla su taşır. Tarafını ortaya koyar, inanmıştır ve güvenmiştir ki, 
yaratıcı dilerse o bir damla suyla sadece ateşi söndürmez, kainatı suya boğar.
İşte asıl olan da budur. 
İnanmak !
Küçücük yüreklerle iyi birşeyler yapabilmek için doğru tarafta olduğuma inanıyorum,
İnsanlık ve "adaletin" aydınlık meşalesinde, gök kubbenin kainata açılacagı saatte kadar artık boyun eğmemeye muktedir bir Direniş vakti.
Şeytan oturdugu tahtta sarsılmakta, vakit yaklaştıkça Müslümanlar başa gelecek derdi Dedem :)
artık TÜRKİYE'den korkuyorlar.
 

12 Aralık 2016 Pazartesi

TOPLUMSAL DUYARLILIK - MERHAMET ??

İnsanların hayatlarının bir anda kaybedebildiği, cennet gibi ülkenin huzur dolu insanlarının psikolojik olarak hayatlarının cehenneme çevrildiği,  

Merhamet, bilim, sanat hatta doğa alanında dünyanın dikkatini çeken kültür zengini Osmanlı'nın yerine,

 tabiri caizse 3 maymunu oynayan bir toplum haline ne zaman geldik ???


Sabah bugün ne yapsam diye plan yaparken, akşam saatlerinde terör saldırısını konuşuyoruz.
Biz (hala biz diyorum aramızdaki farklılara !!!) insanlığımızı ne zaman kaybettik? Ne zaman Allah'ın verdiği canı alabilecek kadar düşman olabildik?
o partinin, bu grubun, yada zamanın suçu değil vicdanım nereye gidiyor diye sordunuz mu ?
Terörü Kınamaktan başka bir işe yaramayan bir topluluk olmak canımızı sıkmıyor mu?
İnsan canı neden bu kadar ucuz?
Vatana canımız hangi durumlarda feda olur?
Toplumsal duyarlılık, ihbar etme, ispiyonlama mı?
Devletin, Polisin yanındayız !!! diyoruz da ne yapıyoruz ???
Örneğin, çocuklarımıza otobüste, trende yaşlılara, güçsüzlere, ihtiyacı olanlara öncelik duyarlılığını kazandıramamışsak!,
gelecekte ihtiyacımız olan anlarda bizlere anlayışlı davranmayacaklardır. Çünkü onları biz yetiştiriyoruz ve onlar bizim ürünlerimiz.
Bu nedenle iş işten geçtikten sonra çevremizden duyarlılık beklemek gerçekçi değildir. Önemli olan, gerekli duyarlılığı yerinde ve zamanında gösterebilmektir.
Ne alaka diye... duyar gibiyim?
Başlangıç işte bu nokta. 
Sorumluluk - duyarlılık bağlantılı olarak yayılıyor, genişliyor, herşey birbiriyle bağlantılı !!!
Özellikle yaşadığımız çağda toplumsal duyarlılık daha da fazla önem kazanmakta, ama durumu çok kötü
İNSANLIK GELİŞTİKÇE insanların bireyselleşmesi ve sonucunda yanlızlığın artması gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktayız.
Bu bireyselleşme ve yalnızlaşma, duygusal körlüğe neden oluyor !!! Etrafta olumsuzu görmezden gelip geçiyoruz !
olsun düzelir demekle duayla olmuyor, plan üzerine plan kuranlar var boş durmuyorlar!!! elden geleni yapmıyoruz!
çevremizde olan bitene uzaktan bakan, kınayan insanlar haline gelmekteyiz, sosyal medyaya bakıyorum sadece üzüntüler var.
Eminim küçük olumsuz hesapları!, yazıları yada dışarda göz ucuyla gördüğümüz bir çok şüpheli durumu haber verebiliriz... 
bunlar evet benim içimde artık iyice büyüyen düşüncelerim, ne kadar uzak olduk yolda düşen bir hastaya??? Belki bir dosta, yada sevdiklerimize,
Lütfen birşey yapabiliyorsanız ! biliyorsanız yardım edin, ya senin çocuğun öldürülseydi !!! yada EŞİN ...
https://beyazmasa.ibb.gov.tr/

 Okuduğum bir yazıdan kısa bir bölüm aktararak yazımı bitirmek isterim:
“Tümü fiziksel ve zihinsel özürlü olan dokuz yarışmacı, 100 metre koşusu için başlama çizgisinde toplandılar. Yarışmacıların tümü yarışı bitirmek ve kazanmak için istekliydiler. Yarışa başlar başlamaz, içlerinden genç bir delikanlı tökezleyip yere düştü ve ağlamaya başladı. 
Diğer sekiz kişi oğlanın ağlamasını duydular, yavaşladılar ve geriye baktılar. Sonra hepsi yönlerini değiştirdiler ve geriye döndüler, oğlanın yanına geldiler. İçlerinden Down Sendrom’lu bir kız eğilip oğlanı öptü ve:
–  Bu onun daha iyi olmasını sağlar, dedi.
Sonra dokuzu birden kolkola girdiler ve bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler. Stadyumdaki herkes ayağa kalkıp, dakikalarca onları alkışladı…”
Evet, bende ayağa kalkıp onları alkışlıyorum Çünkü bu hayatta önemli olan şey, kendimiz için kazanmaktan, çok daha ötede olan bir şeydir. 
Bu hayatta önemli olan, diğerlerini de anlamak, yavaşlamak ve rotamızı değiştirmek anlamına gelse bile, diğerlerinin kazanması için yardım etmektir. Toplumsal duyarlılık ve bilinç bu şekilde gelişir.”
 Mübarek Mevlid Kandili ...
44 Ateş daha düştü... ve nice yaralılar var, nicesinin evladı, umutları, eşleri vardı !!! 
Artık herşey sanal alem, Sosyal medyadan yaşadıkları acıyı ne kadar anlayabiliyorsak artık !
Hepimizin başı sağolsun.

 

19 Kasım 2015 Perşembe

ZARA İNDİRİM GÜNLERİ 2015 2016 ne zaman ???


Merhaba kuzucuklarım;


Biliyorum bazı güzelliklerin sizde benim gibi hastasısınız, 

geçen uğradığımda en birinci kuzucuğuma bir mont beğendim ZARA da, beklesem mi alsam mı bilemiyorum ?


Zara Home, İpekyol, Twist, Mango, Koton, Stradivarius, Pull and Bear, Oysho yu çok seviyorum, sık sık da gider halllerini hatırlarını sorarım hani :)

Genelde bilindiği gibi; 
ilk başta % 20-30 arası indirim oluyor bazıları sazan avı diyor bu döneme ama ne yazıkkı bu indirimde cok satanlar kalmıyor, aslında bak ZARA'cım biz kızlar beğendik mi 10-20 tl. bile düştü mü fiyatlar lafını yapmıyoruz bunda bile tüketiyoruz görüyorsun...

2.indirim %50 oluyor almasakda olur, aslında bu da evde bulunsun, acaba ihtiyaç mı??? denen giyecekler bitiyor. 

3.indirim döneminde ise %70 oluyor çer çöpler artık ne varsa, alışverişkolikler tam anlamıyla bitiriyor, ay uğradığımıza değmiyor.

Kısacası; inditex firması yine rekor karla yılı kapattıgını duyuruyor. olayımız budur :)) 

Şimdi yazının özüne gelelim:
İstanbul orda mısınız siz en önce bilirsiniz !!!
Bu aralar indirim var mı??? 
Yoksa umutlarım ocak başına mı kaldı? Yok yok temmuzu beklemek hiç olmaz :(
ben montu gidip alayım mı dostlar ???

 

1 Nisan 2015 Çarşamba

Öldürülen Mehmet Selim Kiraz bakın kimdi... | Timetürk Haber

Gündemden uzak kalamıyorum;

Daha doğrusu herkes elbette bir taraf, bende * karınca misali ...



Öldürülen Mehmet Selim Kiraz bakın kimdi... | Timetürk Haber

   












" Ağır ağır giden Karıncaya sormuşlar;

- Nereye gidiyorsun böyle?

Karınca demiş ki;

- Uzaklardaki sevdiğime.

Karıncaya demişlerki;

- Böyle giderek varamazsın ki sevdiğine…

Karınca demiş ki,

- Olsun… Hiç olmazsa yolunda (uğrunda) ölürüm!..." 

18 Nisan 2014 Cuma

Aynen YA !!! #bacaklarınıtopla #yerimiişgaletme


Toplu taşıma araçlarında erkeklerin oturma şekillerine kadınlar sonunda isyan etti.

 Sosyal medyada 'yerimi işgal etme' ve 'bacaklarını topla' isimleriyle kampanya başlatıldı. #yerimiişgaletme ve #bacaklarınıtopla hashtag'i ile Twitter'da başlatılan kampanyada erkeklerin metrobüs, otobüs, metro gibi toplu taşıma araçlarında kadınları nasıl rahatsız ettiklerini gösteren fotoğrafları paylaştı. Toplu taşıma araçlarında bacaklarını açarak oturan erkekler yüzünden sıkışan kadınlar çektikleri kareleri o an Twitter'da paylaşıyor.

#yerimiişgaletme #bacaklarınıtopla #bacaklarinitopla #toplabacaklarini #edep #düzgünotur #beyefendiol #taciz #kampanya #erkekmisin #terbiyesiz #kadinhaklari #saygi #istanbul #hak #woman #culture #respect #nurture #rude #journey

31 Aralık 2013 Salı

Veeee... 2014 - MUTLU YILARRRR Tüm Dünya'ya Huzur Sağlık AŞK Diliyorum...
























♥  ÇİMENLER YAYILMADAN ... ♥
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şey”e
bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yayılın çimenlerin üzerine.....
Acele edin....
Er veya geç...
Çimenler yayılacak üzerinize...

 Jacques Prevert

yeni yılınız size mutluluk verecek "küçük şeyler"le dopdolu geçsin...





17 Aralık 2013 Salı

Acaba Ne Giysem ??? Yılbaşı Partisi Hazırlık ...

Eminim zama azaldıkça telaşı artanlar var aranızda,

Bir organizasyonu olanlara sesleniyorum.... 

duyar gibiyim sesinizi acaba ne giysem

onumu

bunu mu

yoksa yeni mi alsam???

yada olmayanlar varsa 

bence kendiniz güzel bir anı için hazırlık yapabilirsiniz... 

evinizde sıcacık bir yemek ve müzik eşliğinde neden olmasın...



















ACABA NE GİYMELİ !!!

Kişisel blogum bu değil mi?
ozaman fikirlerimi açıkça söylemeliyim değil mi?
uzun balıklar süpeer
danteller harika vücuda oturoyor kabul
tuvaletler abiyeler bir yana harikalar kabul ediyorum sonuna kadar ....



hani böyle 25 -35 yaş arasına rahat hareket edilebilecek şu tatlı küçük elbiseleri şiddetle yakıştırıyorum duyrulur....

Pul payet işli elbiseleri kullanmak çok rahat,
günlük hayatta bir Jeanle bile kombin yapabiliyorsunuz, şık görünmek bakımlı kadına çok kolay,
yada küçük çeşitli modellerde mini elbiseler çok güzeller;

Hem şık,
Hem çekici;
Hem yeniyıl ışıltısı ve heycanını sizinle en güzel yansıtacak en güzel seçim...
Şöyle bir güzeller geçidi yapalım önünüze...

Gecenin parlayacak yıldızına Sevgilerimle....






11 Aralık 2013 Çarşamba

11.12.13 Güzel Günler


Ömrünüzde en güzel günler bu akşam başlasın ...
Bugün evlenin;
Bugün yeni bebekler gelsin dünyaya
Evlenme teklif edin mesela bugün
isterseniz bugün birşeylere karalayın bir kenara
bir yemek mi yesek acaba yoksa ???
benden ufacık sebep olsun, özel olsun, anı olsun, tarih olsun...
 İyi Akşamlar Dostlar

25 Ekim 2013 Cuma

ERKEKLER NE İSTER :))) Ne İstemezler ki :P İŞTE İDEAL KADIN ...

Teknoloji, erkeklerin hayallerini süsleyen kadınları tek bir kadında birleştirdi. 


İngiltere'de fotoshop uzmanları, herkesin beğendiği ünlülerin en güzel yerlerinden bir kadın yarattı! Oyuncu Megan Fox'un kaşları, Angeline Jolie'nin dudakları, Gwyneth Paltrow'un çenesi, Kate Beckinsale'in burnu, Kelly Brook'un göğüsleri ve Cheryl Cole'nin gözlerinin kullanıldığı kolaj, günümüzün "mükemmel kadınını" ortaya çıkarttı.

Erkekler kadınlar konusunda hep en iyisine sahip olmak ister. Siz de en iyisi olmak istiyorsanız en azından bu özelliklere sahip olmalısınız.

İşte ideal bir kadında aranan özellikler:

1- İdeal kadın okuma alışkanlığına sahip olmalı. Karşısındaki erkekle her konuda konuşabilmeli.

 2- Telefonla gerektiği kadar konuşmalı. Konuşma süresi uzdıkça erkeklerin sinirlerini bozuyor. 

3- Makyaj ve parfümde aşırılıktan kaçınmalı ve çok çarpıcı ojeler kullanmamalı. Böyle görünen kadınlar daha çok ilgi çekse de iş ciddi ilişkiye gelince erkeklerin tercihi doğal ve masum güzellikten yana oluyor. 

4- Televizyon bağımlısı olmamalı. Yaşamını televizyon programlarına göre programlayan ve bu saatlerde dünyadan kopan kadınlar erkeklerin onlardan uzaklaşmasına neden oluyor.

5- Lüks tutkunu olmamalı, alışveriş sırasında da mantığını koruyabilmeli.  

6- Alkol ve sigara gibi kötü alışkanlıkları olmamalı. Beğendikleri kadınları aynı zamanda birer anne adayı olarak gören erkekler kötü alışkanlıkları olan kadınlarla ciddi ilişki düşünemiyor.

7- Formuna dikkat etmeli. 


8- Konuşma yeteneği çok iyi olmalı. Bol bol yani, filan, şey gibi kelimeler kullanan ve argo konuşan kadınlar yerine etkili ve tane tane bir konuşma her zaman erkekler tarafından daha çekici bulunuyor.
 
9- Sadece kızlarla değil erkeklerle de arkadaş olabilen kadınlar, erkeklere daha çekici geliyor. Böyle kadınlarla daha kolay ve iyi iletişim kurabiliyorlar.

10- Kıskanç olmamalı. Sevgilisini sürekli sorgulayan ve takip eden kadınlar, kendilerine güvenmedikleri mesajını vererek çekiciliklerini kaybedebilirler.
 
11- Erkeğin her şeyiyle ilgilenmemeli. Bazen annesinden daha ileriye geçerek, erkeğin her işiyle ilgilenen kadınlar, aradaki büyünün bozulmasına ve erkeğin kaçmasına neden oluyorlar.
 
12- İdeal kadın kendiyle barışık olmalı. İç dünyasında huzurlu olabilmeli. Geçmişte yaşadığı psikolojik sorunları ve ailesel problemleri çözümleyememiş kadınların, erkeklerin gelecek planlarına girmeleri zorlaşıyor. 
 
13- Kendi ayakları üzerinde durabilmeli. Hiçbir işlerini bir erkeğin yardımı olmadan yapamayacağını düşünen kadınlar, erkeklerde önceleri bir koruma duygusu yaratsa da bir süre sonra bu duygu sıkılmaya dönüşüyor. 



 
 

10 Ekim 2013 Perşembe

ÖZENLİ KAHVALTILAR için ŞIK SUNUMLAR... Kalsiyum Yüklemesi Yapalım Oleyyy Peynir Zamanı....


Kalsiyum, c vitamin, beslenme, proteinler bu ara kış, bünyeyi güçlendirmek için çokça araştırıyorum belkide kuzumun beslenmesine biraz fazla özeniyorum diyelim, Unutmadan; Bu bir reklam yazısı değil, değerlendirmedir...

Çocukların günlük kalsiyum ihtiyacının da sadece üç parmak peynir yedirilerek sağlanabileceğini öğrendim ki kendimiz için bile buna önem vermeliyiz.

Muratbey'in Naturena Ürün Grubu'nda yer alan parmak peynirlerin özellikle çocuklar düşünülerek üretildiğini söylüyorlar, ki kaşar peyniri konusunda oldukça lezzetli oldugunu belirtmeliyim.

"Çocuklar parmak peyniri yerken hem eğleniyor hem de kalsiyum depoluyorlar" diyor bloggerlar, Parmak peynirin özel sosis şekli ve farklı lezzetleri ile bence annelere de çocukların hoşuna gidecek eğlenceli menüler oluşturması için avantaj olacaktır...
Afiyet olsun diyorum...

MISIRLI PEYNİRLİ KANAPE
Malzemeler:
  • 1 hamburger ekmeği
  • Küçük bir kalıp “Muratbey Sürmeli Peynir”
  • 1 çay bardağı haşlanmış mısır tanesi
  • Süslemek için “Muratbey Naturena Peresta Parmak Peynir”

Hazırlanışı:
Hamburger ekmeği ortadan ikiye kesilir, ekmeğin yarısından çiçek kalıpla kalıp çıkarılır ve çıkarılan çiçeğe aynı şekilde Sürmeli peynir sürülür. Üzerine mısır taneleri dizilir, süslemek için Muratbey Naturena Peresta Parmak peynirlerden yüzük yapabilirsiniz…



PEYNİRLİ YUMURTA VE KALP PEYNİRLER
Malzemeler:
  • 1 adet hamburger ekmeği
  • 1 adet yumurta
  • 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • Tuz
  • Kalp peynir için; 2 adet “Muratbey Naturena Fessita Parmak (Fesleğenli-Çörekotlu)” ve 1 adet küçük sosis
  • Muratbey Naturena Herban peynir” ve  “Muratbey dil peyniri

Yapılışı:
Hamburger ekmeği ikiye bölünür. Tam ortalarından bardakla veya şekilli kalıpla parça çıkarılır (bu parçalar kanepe yapımında kullanılabilir). Yapışmaz bir tavaya içi boş ekmek konur ve içine yağ dökülür. Normal ateşte yağın ısınmasına gerek kalmadan yumurta kırılır, üzerine tuz serpilir. Muratbey dil peyniri ve Herban peynirinden  küçük doğranmış peynirler serpiştirilir. Arzuya göre sosis dilimleri konur ve yumurtanın pişmesini istediğiniz kadar pişirip servis edebilirsiniz. Kalp peynirler için Muratbey Naturena Parmak peynir tam ortasından verev bir şekilde kesilir. Kesilen iki parça çevirdiğinizde kalp şeklini alacaktır. Kürdanla birleştirerek süsleme amaçlı kullanabilirsiniz. Sosiste aynı şekilde verev kesilerek kalp şekli verilir.

PEYNİRLİ EKMEK DOLMASI
Malzemeler:
  • Hamburger ekmeği (kişi sayısına göre)
  • “Muratbey Naturena Sudo Parmak (Sucuklu-Domatesli)” ve diğer “Naturena” çeşitleri
  • İsteğe göre maydanoz, yeşil soğan
  • “ Muratbey Tereyağı “
Yapılışı:
Hamburger ekmeğinin üzeri küçük  karelere kesilir. Kare aralarına küçük kesilmiş tereyağı ve peynirler sıkıştırılır. Üstüne doğranmış maydanoz veya yeşil soğan serpilir. Önceden ayarlanmış 180 dereceli fırında Muratbey Naturena’lar eriyene kadar pişirilir.






PİLELİ PEYNİRLİ KREPLER
Malzemeler:
  • 1 adet büyük yumurta
  • 1 küçük çay bardağı süt
  • 4-5 yemek kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • 1 çay kaşığı tuz (isteğe göre)
  • 1 çay kaşığı salça (isteğe göre)
  • “Muratbey Sürmeli Peynir”
  • “Muratbey Burgu Peyniri”
  • Maydanoz
  • Kırmızı biber (kapya biber)
Yapılışı:
Yumurta, un, süt, tuz ve zeytinyağı çırpıcı ile çırpılır. Tava ilk krep için çok az yağlanır. Diğerleri için yağlanma istemez. 1 yemek kaşığı krep ısıtılmış tavaya dökülür. Kaşığın sırtı ile dağıtılır ve bir avuç içi kadar büyütülür. Arkalı önlü pişirilir. İsteğe göre krep hamurunun bir kısmına salça ilave edilir ve bu şekilde de pişirilir. Bir kapta peynirler karıştırılır. Maydanoz ve kapya biberde küçük küçük doğranır. Pişen kreplerin tam ortasına,  bir tatlı kaşığı kadar peynirli harç konur. Krep karşılıklı birleştirilir ve kürdan ile krepin bir ucundan başlayarak zig zag dikilir.

PEYNİRDEN CADI SÜPÜRGESİ
Malzemeler:
  • “Muratbey Burgu Peyniri”
  • İstediğiniz kadar çubuk kraker
  • Bağlamak için maydanoz dalı
Yapılışı:
Öncelikle maydanozlar az su ile  5 dk. haşlanır ve dalları yumuşatılır. Muratbey Burgu Peyniri 2-3 cm uzunluğunda kesilir. Üç parça peynir bir araya getirilerek, tam ortalarına çubuk kraker yerleştirilir ve maydanoz sapı ile bağlanır. Burgu peyniri kıvrımlarından açılır, saçaklı bir görünüm verilir.






PEYNİR TABAĞI / PEYNİR KELEBEK VE LOLİPOP PEYNİR
Malzemeler:
  • “Muratbey Burgu Peynir”
  • “Muratbey Naturena Fesa Parmak (Fesleğenli)”
  • Küçük bir domates
  • Bir adet siyah zeytin

Yapılışı:
Lolipop yapmak için Muratbey Burgu Peyniri kendi etrafında sarılır ve kürdanla sabitlenir. Kelebek için Muratbey Naturena Parmak Peynir enine ikiye kesilir. Yarım peynir tabağa yerleştirilir. Domates tam ortadan ikiye kesilir ve kürdan yardımı ile peynire kanat yaparak sabitlenir. Siyah zeytinin çekirdeği çıkarılır. Yarısından kelebeğe baş yapılır. Maydanoz sapından anten yapılır.

Tarifleri için Saliha Duru’ya teşekkür ederi…

1 Ekim 2013 Salı

Hoş Geldin EKİM . . .

 
"Dinle! yavaşça Rüzgar artıyor,
ve hava; yaprakları ile artık daha vahşi
Bizim yaz akşamları anı oldu
Şimdi Ekim . "

Sohbaharı Sizin için bekliyordum!
Şimdi ılık yağmurlarda yürüyüş vakti... 
Sessiz olmasada yanlızlık hali 
Ekim
Hoşgeldin :)

Peki, nasıl nasıl bir ruh içindesin???



22 Ağustos 2013 Perşembe

5'ten 7'ye --- Çiftlerin özel hayatı olur mu?

İki kişinin paylaştığı bir özel hayat değil kastettiğim. 
Kişilerin tek tek kendilerine ait hayatlardan, gizli bahçelerden, Fransızlar'ın akşamüstü saat beş ile yedi arasına koydukları serbest saatlerden söz ediyorum. 
Konu ilişkilerse kadınların soruları bitmez. O zaman bir soru daha soruyorum: 
Neden bazılarımız gizli bahçelerini koruma konusunda diğerlerinden daha mahir?
Zeynep Güven yazdı




























Yönetmen François Ozon’un Potiche (Kadın İsterse) filmi, kadının özgürleşmesi üzerine tatlı bir komedi. 
Ben izlerken başka bir şeye, filmdeki evli karakterlerin evlilik dışı ilişkilerine ve bu ilişkileri yaşayış biçimlerine takıldım. 
Kendisi de kaba saba bir adam olan şemsiye fabrikası sahibi Robert Pujol’ün, sekreteriyle olan ilişkisi çok da incelikli ya da ilginç değildi. 
Ama Catherine Deneuve’un canlandırdığı orta yaşlı Suzanne Pujol bir yerde dikkatimi çeken bir şey söyledi:


“Evet, geçmişte benim de birtakım maceralarım oldu. Ama bu ilişkileri mümkün olduğunca kısa ve gizli tutmak için elimden geleni yaptım.” Suzanne’in sesinde en ufak bir suçluluk duygusu ya da pişmanlık yoktu. 
 Evli bir kadın olarak, evlilik dışı ilişki yaşamanın tek raconu, kaçamağı gizli tutmak ve uzatmamakmış, o da bu konuda gereken maksimum özeni göstererek üstüne düşeni fazlasıyla yapmış gibi doğal ve huzurluydu. Hatta, filmin devamında Suzanne, çocuklarından birinin kocasından olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Kavga gürültü koptu haliyle ama kan gövdeyi de götürmedi. Koca da dahil kimse için dünyanın sonu gelmedi. Potiche bir komedi filmi, hatta vodvil. 
Elbette karakterler abartılmış, karikatürize edilmiş. Gerçek hayat bu kadar renkli ve hafif değil. 
Yine de filmdeki, ihanet de dahil her türlü ilişki faulünü daha hafif yaşama hali beni de hafifletti ve hafif hafif düşünmeye başladım...

Çiftlerin özel hayatları olur mu? Paylaşılan değil, ayrı ayrı yaşanan özel hayatlardan söz ediyorum. İlle de üçüncü kişilerin olması gerekmiyor. Kişinin kendini yaşadığı, kocasından, karısından, sevgilisinden bağımsız var olduğu anları, alanları kastediyorum. 
Telefon mesajlarını, e-postaları kurcalamamaktan, dün gece kimin kiminle nerede ne yaptığını fazla kurcalamamaya kadar uzanan hayli geniş bir spektrumdan bahsediyorum.

Özgürlük, hovardalık, çapkınlık
Kocamın e-posta şifresini benden saklamasına bozulurmuş gibi yapıyorum ama böyle davrandığı için içten içe mutlu oluyorum. İki sebeple. Birincisi, onun benden ayrı bir özel hayat talebinin olması hoşuma gidiyor. Bu, benim gözümde onu daha kişilikli yapıyor. 
İkincisi, bu tavrı bana da kendime ait bir özel alan açma hakkını tanıyor. Yaşasın eşitlik! 
Yaşasın özgürlük! Hatta konumuz bu değil ama, yeri geldi, yaşasın kardeşlik! 
Evet, Fransızlar da “Yaşasın Özgürlük!” demişlerdi. Üstelik Fransız Devrimi’nden bile önce. 
Devrim son noktaydı, uzun özgürlük cümlesi ondan önce yazıldı. Fransız kültürüne aşina olanlar, “libertinage” kavramını bilir. Sözlükten bakarsanız, bu kelime “kötü yol” “çapkınlık” “hovardalık” “sefahat” anlamlarına gelir. Ama kökleri ve ifade ettikleri daha derindir. 
Toplumun, dinin kurallarını takmamayı, dünya zevklerinden payına düşeni almayı, üstelik bunları hiç suçluluk duymadan yapmayı benimseyen bir anlayış. 
Libertin’lerin en ünlüsü ise sadizm-mazoşizmin isim babası Marquis de Sade. 
İşte, 17-19. yüzyıllar arasında özellikle Fransa’yı etkileyen libertinage; hedonizmi (hazcılığı) toplumun DNA’larına işledi.

İlişkilerde Fransız farkı
Uzun yıllar Fransa’da yaşayan Mine Kırıkkanat, geçenlerde bir televizyon kanalında, şimdi bir Amerikan hapishanesinde cinsel taciz suçundan yargılanmayı bekleyen eski IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’la ilgili konuşurken, söz döndü dolaştı, kadın-erkek ilişkilerinde Fransız farkına geldi. Şöyle diyordu Kırıkkanat: 
 “Fransa’da seks o kadar kişisel bir meseledir ki, ne toplum karışır ne de hukuk. Fransızlar belden aşağı vurmazlar. Orada seks kasetiniz çıkmaz. Orada aldatma bir boşanma sebebi değildir. Karım/kocam beni aldatıyor diye mahkemeye gidemezsiniz. En fazla karınızla/ kocanızla kavga edersiniz. 
Bu yüzden, orada bir cumhurbaşkanının evlilik dışı bir ilişkiden çocuğu olduğu bilinir ama bu gazetelere konu olmaz...”

Fransa’da yaşayan ve 20 yıldır bir Fransız’la evli olan yazar Sedef Ecer’den, her iki toplumu da bilen biri olarak bir karşılaştırma yapmasını istedim: 
“Türkiye’de ilişkilerde sahiplenme çok daha fazla. Yalnızca romantik ilişkilerde değil, anne-çocuk ilişkilerinde de öyle. Fransa’da evli ya da bekar, insanların kendilerine ait gizli bahçeleri var. 
Ama gizli bahçe ille de üçüncü kişiler anlamına gelmiyor. Farklı arkadaşlar, ayrı ayrı geçirilen zamanlar, bu zamanların tadını suçluluk duymadan çıkarma anlamına geliyor. Hayatın tadını çıkartmayı seven bir toplum Fransızlar. Hem kadın hem de erkek bu anlamda kendini özgür hissediyor.”

E-posta, telefon karıştırma işini Sedef ’e de soruyorum ve çok ilginç bir cevap alıyorum: 
“Kocam hiçbir özel eşyamı karıştırmaz. Çünkü bunların arasında görmek, bilmek istemeyeceği şeyler bulmaktan korkar. Hayatımda, ona tercih edeceğim biri varsa, zaten bunu söyleyeceğimi bilir. Önemsiz bir şeyi de bilmemeyi tercih eder.” Sedef’in cevabı ilginç, çünkü “kocam hiçbir özel eşyamı karıştırmaz...” cümlesi şöyle de devam edebilirdi: 
Çünkü bana yüzde yüz güvenir! 
“Yüzde yüz güven olur mu hiç” diye itiraz ediyor Sedef. Yirmi yıllık evlilikte bir de yüzde yüz güven varsa, o kadının ya da adamın evdeki mobilyadan bir farkı kalmaz. Fazla güven romantizme zarar verir.”

Aynı şeyi, pop filozof Alain de Botton’a da sordum ve kendisine bir kez daha hayran oldum. Bu kez fikirleri yüzünden değil, sorularıma 24 saatten kısa bir sürede cevap verdiği için! Botton’un karısı da kocasının e-postalarını karıştırmıyormuş. “Birbirimizin sınırlarına çok saygılıyız. Bir miktar mahremiyetin, hatta gizemin, paylaşmak istediklerimiz konusunda bizi daha hevesli yaptığını biliyoruz” diyor, Alain de Botton sınırlarını anlatırken. Ona göre gizli bahçeler bir ilişkiye zarar değil tam tersine yarar getiriyor: 
“Başka insanların ilgimizi çekmesinin bir sebebi de, bizden farklı olmalarıdır. Ayrı zamanlar geçirip farklı şeylerle uğraşacağız ki, birbirimize gösterecek yenilikler olsun.” Onu bulmuşken tavsiye istemeyi de ihmal etmedim. Hem çift olarak kalıp hem kendi özelimizi koruma konusunda bize ne önerirsiniz, diye sordum. Kuralları baştan koymamızı söylüyor: 
 “İlişkinin en başında ne kadar özel alan istediğinizi açıkça ortaya koyun. Böyle bir deklerasyon için ilk buluşma bile erken sayılmaz. Böylece karşınızdaki sizin bu isteğinizi kişisel almaz. Bu isteğinizin, onu az sevmenizden değil, kendi özgürlüğünüze düşkün olmanızdan kaynaklandığını bilir.”

Aslında Alain de Botton da bu işlerin çok kolay olmadığını biliyor. 
Bilmese, “sizce boşanmalar neden bu kadar arttı” sorusuna, “beni asıl şaşırtan, insanların boşanmaları değil, neden hâlâ evlenmeye devam ettikleri” diye cevap vermezdi. Çift olmakla kendi özelini korumak arasındaki hassas dengede mükemmel bir formül olmadığını söylüyor: 
 “Evlilik dediğimiz şey, seks yapma, yakın olma ve aile kurma ihtiyaçlarından doğuyor. Bu üçünün aynı insanda, hem de uzun süreli olarak bulunması hiç kolay değil. Mesela, kaçamaklarla seks arzumuzu doyurabiliriz ama aileye ve yakınlığa zarar veririz.”

Fransızlar “cinq a sept” diyor. Tam tercümesi, beşten yediye. 5’te işten çıkıyorlar, akşam saat 7’ye kadar sosyalleşiyor, arkadaşlarıyla buluşuyor, güzel bir şarabın ya da sosyal flörtün tadını çıkarıyorlar. Eskiden, evli Fransız erkekleri “metres”leriyle buluşmak için akşam üstü 5 ile 7 arasını tercih ederlermiş. İşten sonra, aileyle yenen akşam yemeğinden önce. 
Zinanın suç, aldatmanın boşanma sebebi olmaktan çıktığı bugünün Fransa’sında “metres” kavramına yer yok. Ama 5’ten 7’ye geleneği devam ediyor. Fransızlar belki de bu yüzden çalışma saatlerinin artmasını istemiyor!
Fotoğraf: Pamela Hanson
Temmuz 2011

 

4 Temmuz 2013 Perşembe

SILA AÇIKHAVA KONSERİNDEYDİK - Harbiye Cemil Topuzlu - 3 Temmuz 2013

Dün akşam yine küçük bir kaçamak yapıp, A.Mert'i ananesinde bıraktık, Konsere gittik. 
Arada bu değişiklikler hem kişisel açıdan rahatlama hemde ilişkiler açısından biraz romantizm getiriyor, ilanen tavsiye edilir...

Gelelim konser ayrıntılarına...


En son 2 sene önce hamileyken gittiğimde
Slow şarkıların prensesi SILA öyle güzeldi ki sülün gibi çıkmıştı karşımıza...
Bembeyaz bir tuvaleti vardı, özenilerek hazırlanmıştı belli bu konserine...Yana hemen resmini ekliyorum ....
Üstelik gerçekten çok doğaldı, heycanının kendide farkındaydı...


E sesi, boyu, dili güzelim, seni kim giydirdi anlayamaadım bu sefer; ilk çıkıtıgında tayt uzeri tunik aynalı birşey vardı sonrasında da yarabantı tarzı bir büstiyer ile devam etti.
10 dk. arada ise Mangodan almış bir triko, bir şalvar gelmişsin binlerin karşısına...
Sanki böyle rahat salaş senin içinde hoş belki ama rock'çıların tarzına daha yakın gibisin artık...
Ben senin o halinide tuttum oynatıyorsun iyi güzel hoşta, senin tuttugun yer de güzeldi...
Çektiğim karelerle devam ediyorum...
Sevgiler...

 





















Benzer Yazılarım ...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beni İzle :)

...♥ Zeynep'le Güne Merhaba ♥...

'Ve sen yine denendiginde
ve yine kalbin daraldiginda
ve yine bütün kapilar yüzüne kapandiginda
ve yine ne yapman gerektigini bilemediginde
Uzun uzun düsünve hatirla Yaradanini!
Allah kuluna kâfi degil mi?
(Zümer/36)

Neler Olmuş - Hürriyet'ten Seçmeler