Translate

Ne ARAMIŞTIN ??

Evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2016 Pazartesi

İKİNCİ ÇOCUK :)


İKİNCİ BİR ÇOCUK DÜNYAYA GELDİĞİNDE
Birinci çocuğa …….
*Kardeşini seviyor musun? Demeyin…elbetteki seviyor ama şimdi değil daha zamanı var
*Sen artık ablasın/abisin demeyin ( bırakalım o rolü kendi üstlensin……….)
“Sen artık büyüksün demeyin”( onlar asla büyümezlerrrr)
* Oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır…..(PAYLAŞMAK İSTER MİSİN diye sorulmalıdır. )
*Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer istiyorsa , istemiyorsa düşün yakasından
*kardeşini mutlaka ve mutlaka mıncıklayacaktır seviyormuş gibi yapıp ,aşırı tepki vermeyin kendi içine kapanmasından daha iyidir böyle tepkiler vermesi….
*Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır(bak kardeşin nasıl güzel uyuyor hadi sende uyu,onlar asla uyumazlar çünkü her şeyden haberdar olmak isterler zorlamayın bi yerde sızıp kalacaktır. )
*Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.
Heyyyy misafirler güzel insanlar : Birinci çocuğa lütfen şunları kullanmayın…….
Sen daha güzelsin..
Sen daha akıllısın..
Seni daha çok seviyoruz demeyin lütfennnn iki kardeşi düşman etmeyin……..
İKİNCİ ÇOCUK GELDİĞİNDE BİRİNCİ ÇOCUK ASLA EVDEN UZAKLAŞTIRILMAMALIDIR…..
Bu durum gelen kardeşe alışmasını zorlaştıracak ve tek olmanın keyfini yeniden ve yeniden yaşamak isteyecektir….
Her şeye şahit olması evde daha çok vakit geçirmesi değişen hayatına uyumunu kolaylaştıracaktır . alıntı
YENİ, SLOGANIMIZ HER ŞEY NORMAL, ZAMAN SADECE ZAMAN

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Bir Fincan KAHVE Olsam; 40 Yıl Hatırı Vardır ...


 

Türk Geleneklerininin Bence En Güzeli;

Tadıyla En Lezzetlisi

 

En Makbulü de Herkesçe Bilinir; Kız istemesinde verilir :)

Peki Kız istenirken kahve ne zaman verilir ????

 
En çok soru işareti olan konulardan biridir bu. 
Kahve kız istemeden önce mi  sonra mı verilir. Bu konuda internette araştırma yaptım ama herkes farklı  bir şey yazmış. Anı yaşamış biri olarak :)

Misafirler gelir, hal hatır sorulur daha sonra kız istenmeden önce yani misafirler geldikten 20 dk sonra falan misafirlere nasıl içecekleri sorulur ve kahveler ikram edilir. 
Yani kız istenmeden önce kahve verilir :) 
Ama bu durum herkese göre farklı  tabi. 
Bu konuda kemikleşmiş bir gelenek anlayışınız yoksa konuşmaların gidişatına göre önce veya sonra olması çokta farketmiyor.

Bu arada sevgilinizin kahvesinede tuz koymayı unutmayın!!!! 
Ama ben kıyamadım diyenlerden olabilirsiniz benim gibi, kuzenim acımadı tuz, toz biber koydu:( Eğer sevgiliniz hiç sesini çıkarmadan bu kahveyi bitirirse sizin elinden zehir olsa içeceği anlamını taşıyor, 
eşim aynısından bir tane daha istemişti :) 
 
Aklıma geldiiii :
Servisinizi yaparken şöyle zarif, gösterişli ve özel kahve fincanları da olsun derseniz ben birkaç tane seçtim, sizce en güzeli hangisi ???





16 Şubat 2015 Pazartesi

SORUN TEKNOLOJİ Anne/Baba GEL OYUN OYNAYALIM !!!



Önüne Yeni/Çok Oyuncak koyan ANNE; 

Biraz Dinlenebilmek yada Çocuğunu sevindirmek adına Eline Cep Telefonu Veren BABA

Belkide yeterince ÇOCUĞUNUZLA İLGİLENMİYORSUNUZDUR !!!  


Bu blogun Asıl Sebebi; Rabbimin bana en güzel emanetii!

Oğlum...

Onunla büyüdü, ihtiyaçlarıyla gelişti....

Şimdi bazı şeyleri engellemeye çalışıyorum sonra da acaba diğer çocuklardan geri kalır mı diye düşünür oldum...

Sorun Teknoloji; 

Son dönemin en önemli faktörü; ufuk ve belkide çığır aşan hızımız, dünyada ki refabet çizgisi...

Neyse;
Öyle dallanıp budaklanacak bir konu ki ;
Gergin, biraz hareketli yani kelime seçmeye çalışıyorum, huzursuz hırçın çocuklar çok var çevremizde, okuyorum , araştırıyorum, oğlumun bile hırçın tavırları oluyor durmadan onunla konuşmaya çalışıyorum, bazen 2-4 yaş sendromu deniyor, evet bazen onu tanıyamıyorum ağlıyorum, ağlıyordum :))

Artık değil ----> İpleri elime alıp gündemi daha çok değiştirmeyi öğrendim, Bu listeyi çıkarıp sizde buzdolabınıza asın veeee sırasıyla yapın, çok işe yarıyor.

Biliyormusunuz sebebi ne bu çocukların;
Onunla ilgilenmediğiniz için, istediği ilgi için, anne babanın dikkatini çekmeye çalıyor belkide acı vermeyi deniyor...

Çalışıyorsunuz ve çocuğunuza vakit ayıramamaktan şikayet 
mi ediyorsunuz? 
İşte size kaliteli zaman geçirmeniz için 50 öneri.
  1. Parmak boyasıyla resimler yapın.
  2. Puzzle yapın.
  3. Birlikte resimli kitap yapın.
  4. Kitaplarınızı şeffaf ambalajla kaplayın.
  5. Birlikte bulmaca çözün.
  6. Odasını birlikte boyayın.
  7. Hayvan seslerini taklit edin.
  8. Pizza yapın.
  9. Bir kaba su koyup kağıttan kayık yüzdürün.
  10. Evde basit fizik deneyleri yapın.
  11. Satranç öğretin.
  12. Işığı arkanıza alarak gölge oyunu kurun.
  13. Evde çöp toplama oyunu oynayın. Kim daha çok eşya toplarsa ödül alsın.
  14. Mısır patlatın.
  15. Birlikte şarkı söyleyin.
  16. Sessiz sinema oynayın.
  17. Birlikte radyo tiyatrosu dinleyin.
  18. Bir eşyayı evde sakladıktan sonra haritasını çizin. Çocuğunuz bulsun.
  19. Akvaryum kurun.
  20. Saklambaç oynayın.
  21. Birbirinizi gıdıklayın.
  22. Evde değişik boyda bardakları ters çevirip kaşıkla sesle çıkartın.
  23. Eski bir tişörtü kumaş boyaları ile boyayın.
  24. Kâğıttan uçak yapın, yarışın.
  25. Birbirinizin taklidini yapın.
  26. Sihirbazlık numaraları yapın.
  27. Kese kâğıdından çanta yapın.
  28. Kibrit çöpleri ile şekiller oluşturun.
  29. Birlikte bir hikâye yazın.
  30. Süngerden makas yardımıyla ördek yapıp boyayın.
  31. Sabah erkenden kalkıp beraberce güzel bir kahvaltı hazırlayın.
  32. Balkonda domates, çilek yetiştirin.
  33. Evde dondurma yapın.
  34. Birlikte evde pasta yapın.
  35. Ona hikâye anlatın.
  36. Birlikte bir resim yapın.
  37. Oyun kartları ile köprüler yapın.
  38. Birlikte fotoğraflarınızı düzenleyin.
  39. Birkaç çarşaf ile odanın içinde labirentler kurun.
  40. Yastıkları aralıklı dizerek engel atlama oynayın.
  41. İsim şehir bulmaca oyunları oynayın.
  42. Birlikte bir blog açın. Olmadı ortak günlük tutun.
  43. Haftada bir birlikte evde film izleyin.
  44. Evde yastık kavgası yapın.
  45. Pul koleksiyonu yapın.
  46. Haritada şehir bulmaca oynayın.
  47. Kütüphanenizi arşivleyin.
  48. Tekerlemeler söyleyin, uydurun.
  49. Gece balkondan ya da camdan gökyüzüne bakarak yıldız kaymasını izleyin.
  50. En önemlisi; çocuğunuzla kaliteli bir zaman geçirin. Önüne oyuncak, TV, bilgisayar vs. koymak onunla ilgilenmek değildir!

19 Haziran 2014 Perşembe

Benimle yaşlansana?

Benimle yaşlansana?

Kitap okurum, çay demler, börek açar, tatlı yaparım sana,
Ha birde, her sabah için şükrederim,
sonra gözlerine bakar "amin" derim.
Amin, bu günde gördüm seni, bu günde güzel geçecek demek ki...
Ben herkes gibi değilde, duam gibi severim seni,
kalbimden, gönlümden kopan gizli saklı sözler gibi..
Kim duasını sevmeden diler ki ?



18 Nisan 2014 Cuma

Aynen YA !!! #bacaklarınıtopla #yerimiişgaletme


Toplu taşıma araçlarında erkeklerin oturma şekillerine kadınlar sonunda isyan etti.

 Sosyal medyada 'yerimi işgal etme' ve 'bacaklarını topla' isimleriyle kampanya başlatıldı. #yerimiişgaletme ve #bacaklarınıtopla hashtag'i ile Twitter'da başlatılan kampanyada erkeklerin metrobüs, otobüs, metro gibi toplu taşıma araçlarında kadınları nasıl rahatsız ettiklerini gösteren fotoğrafları paylaştı. Toplu taşıma araçlarında bacaklarını açarak oturan erkekler yüzünden sıkışan kadınlar çektikleri kareleri o an Twitter'da paylaşıyor.

#yerimiişgaletme #bacaklarınıtopla #bacaklarinitopla #toplabacaklarini #edep #düzgünotur #beyefendiol #taciz #kampanya #erkekmisin #terbiyesiz #kadinhaklari #saygi #istanbul #hak #woman #culture #respect #nurture #rude #journey

13 Ocak 2014 Pazartesi

AŞK . . .


'İmkansız,'' dedi gurur. ''Riskli,'' dedi tecrübe.
''Manasız,'' dedi mantık. ''Yine de denemeye değer,'' dedi kalp.

13 Aralık 2013 Cuma

Gül ile Bülbül misaliyim bugün ...


Sana gül gonca diyorlar bana şeydâ bülbül
Güle gülmek yaraşır bülbüle feryâd ey gül
Gam-ı ferdâyı düşünme gel efendim gül, gül
Güle gülmek yaraşır bülbüle feryâd ey gül

~Lâ-Edrî~

13 Kasım 2013 Çarşamba

2014 Dünyanın En İyi Balayı Mekanı : KAPADOKYA - NEVŞEHİR

Dünyadaki en büyük seyahat rehberi yayımcısı Lonely Planet 2014 yılı için en iyi balayı güzergahlarını seçti.


Dünyadaki en büyük seyahat rehberi yayımcısı Lonely Planet 2014 yılı için en iyi balayı güzergahlarını seçti. Listenin ilk sırasında Nevşehir’in Kapadokya bölgesi var.

Lonely Planet yazarları ile editörleri tarafından internet üzerinden yapılan değerlendirmeyle belirlenen sonuçlarda
Kapadokya’nın yanı sıra Brezilya, Fas/Marakeş, Saint Lucia/Karayipler, Endülüs/İspanya, Bali Adası/ Endonezya, California/ ABD, Quenstown/Yeni Zelanda, Colchagua Vadisi/Şili, Dunton Hot Springs/Colorado/ ABD yer alıyor.

Lonely Planet’in web sitesinde de yayımlanan listenin Kapadokya ile ilgili maddesinde, “Kapadokya peri bacalarıyla, görsel olarak kendine özgün ve başkalarıyla görsel olarak paylaşılması gereken bir yer” ifadesi yer aldı.

En İyi 10 Balayı Mekanı

22 Ağustos 2013 Perşembe

5'ten 7'ye --- Çiftlerin özel hayatı olur mu?

İki kişinin paylaştığı bir özel hayat değil kastettiğim. 
Kişilerin tek tek kendilerine ait hayatlardan, gizli bahçelerden, Fransızlar'ın akşamüstü saat beş ile yedi arasına koydukları serbest saatlerden söz ediyorum. 
Konu ilişkilerse kadınların soruları bitmez. O zaman bir soru daha soruyorum: 
Neden bazılarımız gizli bahçelerini koruma konusunda diğerlerinden daha mahir?
Zeynep Güven yazdı




























Yönetmen François Ozon’un Potiche (Kadın İsterse) filmi, kadının özgürleşmesi üzerine tatlı bir komedi. 
Ben izlerken başka bir şeye, filmdeki evli karakterlerin evlilik dışı ilişkilerine ve bu ilişkileri yaşayış biçimlerine takıldım. 
Kendisi de kaba saba bir adam olan şemsiye fabrikası sahibi Robert Pujol’ün, sekreteriyle olan ilişkisi çok da incelikli ya da ilginç değildi. 
Ama Catherine Deneuve’un canlandırdığı orta yaşlı Suzanne Pujol bir yerde dikkatimi çeken bir şey söyledi:


“Evet, geçmişte benim de birtakım maceralarım oldu. Ama bu ilişkileri mümkün olduğunca kısa ve gizli tutmak için elimden geleni yaptım.” Suzanne’in sesinde en ufak bir suçluluk duygusu ya da pişmanlık yoktu. 
 Evli bir kadın olarak, evlilik dışı ilişki yaşamanın tek raconu, kaçamağı gizli tutmak ve uzatmamakmış, o da bu konuda gereken maksimum özeni göstererek üstüne düşeni fazlasıyla yapmış gibi doğal ve huzurluydu. Hatta, filmin devamında Suzanne, çocuklarından birinin kocasından olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Kavga gürültü koptu haliyle ama kan gövdeyi de götürmedi. Koca da dahil kimse için dünyanın sonu gelmedi. Potiche bir komedi filmi, hatta vodvil. 
Elbette karakterler abartılmış, karikatürize edilmiş. Gerçek hayat bu kadar renkli ve hafif değil. 
Yine de filmdeki, ihanet de dahil her türlü ilişki faulünü daha hafif yaşama hali beni de hafifletti ve hafif hafif düşünmeye başladım...

Çiftlerin özel hayatları olur mu? Paylaşılan değil, ayrı ayrı yaşanan özel hayatlardan söz ediyorum. İlle de üçüncü kişilerin olması gerekmiyor. Kişinin kendini yaşadığı, kocasından, karısından, sevgilisinden bağımsız var olduğu anları, alanları kastediyorum. 
Telefon mesajlarını, e-postaları kurcalamamaktan, dün gece kimin kiminle nerede ne yaptığını fazla kurcalamamaya kadar uzanan hayli geniş bir spektrumdan bahsediyorum.

Özgürlük, hovardalık, çapkınlık
Kocamın e-posta şifresini benden saklamasına bozulurmuş gibi yapıyorum ama böyle davrandığı için içten içe mutlu oluyorum. İki sebeple. Birincisi, onun benden ayrı bir özel hayat talebinin olması hoşuma gidiyor. Bu, benim gözümde onu daha kişilikli yapıyor. 
İkincisi, bu tavrı bana da kendime ait bir özel alan açma hakkını tanıyor. Yaşasın eşitlik! 
Yaşasın özgürlük! Hatta konumuz bu değil ama, yeri geldi, yaşasın kardeşlik! 
Evet, Fransızlar da “Yaşasın Özgürlük!” demişlerdi. Üstelik Fransız Devrimi’nden bile önce. 
Devrim son noktaydı, uzun özgürlük cümlesi ondan önce yazıldı. Fransız kültürüne aşina olanlar, “libertinage” kavramını bilir. Sözlükten bakarsanız, bu kelime “kötü yol” “çapkınlık” “hovardalık” “sefahat” anlamlarına gelir. Ama kökleri ve ifade ettikleri daha derindir. 
Toplumun, dinin kurallarını takmamayı, dünya zevklerinden payına düşeni almayı, üstelik bunları hiç suçluluk duymadan yapmayı benimseyen bir anlayış. 
Libertin’lerin en ünlüsü ise sadizm-mazoşizmin isim babası Marquis de Sade. 
İşte, 17-19. yüzyıllar arasında özellikle Fransa’yı etkileyen libertinage; hedonizmi (hazcılığı) toplumun DNA’larına işledi.

İlişkilerde Fransız farkı
Uzun yıllar Fransa’da yaşayan Mine Kırıkkanat, geçenlerde bir televizyon kanalında, şimdi bir Amerikan hapishanesinde cinsel taciz suçundan yargılanmayı bekleyen eski IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’la ilgili konuşurken, söz döndü dolaştı, kadın-erkek ilişkilerinde Fransız farkına geldi. Şöyle diyordu Kırıkkanat: 
 “Fransa’da seks o kadar kişisel bir meseledir ki, ne toplum karışır ne de hukuk. Fransızlar belden aşağı vurmazlar. Orada seks kasetiniz çıkmaz. Orada aldatma bir boşanma sebebi değildir. Karım/kocam beni aldatıyor diye mahkemeye gidemezsiniz. En fazla karınızla/ kocanızla kavga edersiniz. 
Bu yüzden, orada bir cumhurbaşkanının evlilik dışı bir ilişkiden çocuğu olduğu bilinir ama bu gazetelere konu olmaz...”

Fransa’da yaşayan ve 20 yıldır bir Fransız’la evli olan yazar Sedef Ecer’den, her iki toplumu da bilen biri olarak bir karşılaştırma yapmasını istedim: 
“Türkiye’de ilişkilerde sahiplenme çok daha fazla. Yalnızca romantik ilişkilerde değil, anne-çocuk ilişkilerinde de öyle. Fransa’da evli ya da bekar, insanların kendilerine ait gizli bahçeleri var. 
Ama gizli bahçe ille de üçüncü kişiler anlamına gelmiyor. Farklı arkadaşlar, ayrı ayrı geçirilen zamanlar, bu zamanların tadını suçluluk duymadan çıkarma anlamına geliyor. Hayatın tadını çıkartmayı seven bir toplum Fransızlar. Hem kadın hem de erkek bu anlamda kendini özgür hissediyor.”

E-posta, telefon karıştırma işini Sedef ’e de soruyorum ve çok ilginç bir cevap alıyorum: 
“Kocam hiçbir özel eşyamı karıştırmaz. Çünkü bunların arasında görmek, bilmek istemeyeceği şeyler bulmaktan korkar. Hayatımda, ona tercih edeceğim biri varsa, zaten bunu söyleyeceğimi bilir. Önemsiz bir şeyi de bilmemeyi tercih eder.” Sedef’in cevabı ilginç, çünkü “kocam hiçbir özel eşyamı karıştırmaz...” cümlesi şöyle de devam edebilirdi: 
Çünkü bana yüzde yüz güvenir! 
“Yüzde yüz güven olur mu hiç” diye itiraz ediyor Sedef. Yirmi yıllık evlilikte bir de yüzde yüz güven varsa, o kadının ya da adamın evdeki mobilyadan bir farkı kalmaz. Fazla güven romantizme zarar verir.”

Aynı şeyi, pop filozof Alain de Botton’a da sordum ve kendisine bir kez daha hayran oldum. Bu kez fikirleri yüzünden değil, sorularıma 24 saatten kısa bir sürede cevap verdiği için! Botton’un karısı da kocasının e-postalarını karıştırmıyormuş. “Birbirimizin sınırlarına çok saygılıyız. Bir miktar mahremiyetin, hatta gizemin, paylaşmak istediklerimiz konusunda bizi daha hevesli yaptığını biliyoruz” diyor, Alain de Botton sınırlarını anlatırken. Ona göre gizli bahçeler bir ilişkiye zarar değil tam tersine yarar getiriyor: 
“Başka insanların ilgimizi çekmesinin bir sebebi de, bizden farklı olmalarıdır. Ayrı zamanlar geçirip farklı şeylerle uğraşacağız ki, birbirimize gösterecek yenilikler olsun.” Onu bulmuşken tavsiye istemeyi de ihmal etmedim. Hem çift olarak kalıp hem kendi özelimizi koruma konusunda bize ne önerirsiniz, diye sordum. Kuralları baştan koymamızı söylüyor: 
 “İlişkinin en başında ne kadar özel alan istediğinizi açıkça ortaya koyun. Böyle bir deklerasyon için ilk buluşma bile erken sayılmaz. Böylece karşınızdaki sizin bu isteğinizi kişisel almaz. Bu isteğinizin, onu az sevmenizden değil, kendi özgürlüğünüze düşkün olmanızdan kaynaklandığını bilir.”

Aslında Alain de Botton da bu işlerin çok kolay olmadığını biliyor. 
Bilmese, “sizce boşanmalar neden bu kadar arttı” sorusuna, “beni asıl şaşırtan, insanların boşanmaları değil, neden hâlâ evlenmeye devam ettikleri” diye cevap vermezdi. Çift olmakla kendi özelini korumak arasındaki hassas dengede mükemmel bir formül olmadığını söylüyor: 
 “Evlilik dediğimiz şey, seks yapma, yakın olma ve aile kurma ihtiyaçlarından doğuyor. Bu üçünün aynı insanda, hem de uzun süreli olarak bulunması hiç kolay değil. Mesela, kaçamaklarla seks arzumuzu doyurabiliriz ama aileye ve yakınlığa zarar veririz.”

Fransızlar “cinq a sept” diyor. Tam tercümesi, beşten yediye. 5’te işten çıkıyorlar, akşam saat 7’ye kadar sosyalleşiyor, arkadaşlarıyla buluşuyor, güzel bir şarabın ya da sosyal flörtün tadını çıkarıyorlar. Eskiden, evli Fransız erkekleri “metres”leriyle buluşmak için akşam üstü 5 ile 7 arasını tercih ederlermiş. İşten sonra, aileyle yenen akşam yemeğinden önce. 
Zinanın suç, aldatmanın boşanma sebebi olmaktan çıktığı bugünün Fransa’sında “metres” kavramına yer yok. Ama 5’ten 7’ye geleneği devam ediyor. Fransızlar belki de bu yüzden çalışma saatlerinin artmasını istemiyor!
Fotoğraf: Pamela Hanson
Temmuz 2011

 

19 Temmuz 2013 Cuma

TURKUAZ Gelin Evi Dekorasyonu

Evet Mobilyalara karar verildi... 

Aksesuarlar, yani çiçekler, fransız dantel salon örtü, halılar ve netten aynı tonajlı dekore edilmiş bir mutfak naçizane önerim olsun diyerek ekliyorum :P 

Benim tercihim düz beyaz olurdu ama tercih meselesi farklı alternatiflerde ekliyorum....

Tatlı telaşlar, başladı mı ard arda bitmiyor 
Allah'ım bilmez miyim??? 

Ev döşeyecekler içinde Avangart hoş bir yaklaşım olsun bu yazım...
Biraz yoğun turkuaz hakim bence ama yinede kendi seçimleri... 
çoook beğendimmmm.
İyi günlerinizde mutlu mutlu kullanın dostlarım...




6 Mayıs 2013 Pazartesi

Somon Bir Nişanlık, Güzel Bir Gelin, Mutluluklar Seval'cim . . .

Düğün Nişan mevsimindeyiz, 

şöyle düşününce son zamanlarda gördüğüm gelinlerimden size küçük kareler yayınlamak istedim...

Nsıl anlatsam nelerden bahsedeyim ... bu gelinim kendi güzel, fidan boylu bir de üstüne canım arkadaşım olunca çok söze gerek yok; bu güzel kareleri sizinle paylaşmak istedim...

Seval & Cem'e Mutluluklar....







17 Nisan 2013 Çarşamba

KIZ İSTEME - SÖZ - NİŞAN a dair Her ŞEY :)

Bahar geliyor sadece havaya değil aynı zamanda yüzük tepsilerine de:)

evet tam kız isteme söz - nişan mevsimi şu sıralar...

Geleneksel adetlerimizin uslübunu ve tarzını seviyorum, devamı içinde sizlere tatlı örnekler sunalım istedim...

Kız isteme ile ilgili herşey  :)
Bu yazıyı okuyorsanız eğer :P  
Tatlı bir Flört döneminden sonra  
sizin için en heyecanlı günlerden biri olan
Kız İsteme günü gelmiş demektir...


Peki, kız isteme nasıl olur? Ne almak gerekir? Ne giyilir?


Ailerinizin belki de ilk defa tanışacağı gün.  Kalbinizde tatlı bir telaş, bir sürü heyecan ve soru işareti... Kahveyi ne zaman vereceğim, ne giyeceğim vb... Güzel olacağından süpheniz olmasın ama biraz sakin olun ve bu güzel günün tadını çıkarın :)

en önemlisi arkaya kalacak sadece güzel kareler oluyor, hiç utanmayın bolca GÜLÜMSEYİN :)

Gelin adayları için kız isteme ve söz törenlerin de açık ve gösterişli kıyafetler giymek yerine daha sade, şık kıyafetler öneririm.

Pantolon bu gün için fazla spor olabileceğinden etek, ceket takımı tercih edilebilir. Giyeceğiniz kıyafete uygun olarak hafif bir makyaj sizin için uygun olacaktır. Kendinize çok yakıştığını düşünüyorsanız bu gece için abiye de tercih edebilirsiniz.

Damat adayı ise tabiki en uygun elbise takım elbisedir. Gelin adayının ailesinde iyi ve klaıcı bir izlenim bırakmanın yolu da düzgün bir biçimde saç ve sakal tıraşı olmaktan geçer. Takım elbisenizi kol düğmeleri ve yaka mendili kullanarak daha şık bir görünüm kazanabilirsiniz.



Söz Yüzüğü
Bugün de takılan söz yüzüğü birbirinize olan bağlılığınızı simgeleyen genelde ince altın bir yüzüktür ve damat tarafından alınır. Yüzüğü zevklerinize göre sevgilinizle daha önceden birlikte seçip karar vermeniz en doğrusu gibi geliyor bana. Eğer söz nişan bir arada yapılacaksa bir ömür boyu kadife kelepçeniz olacak özel nişan yüzükleri takılabilir.


Söz Çiçeği 
Genelde gül veya orkide tercih ediliyor, Eşim bana 41 tane kırmızı güllerden oluşan buket getirmişti, öyle güzeldi ki ....
Bunları kurutup bir ömür saklayabilirsiniz. Yada yapay bir çiçekte tercih edilebilir. Ama bu benim çok hoşuma gitmiyor. Söz çiçeği bence doğal olmalı, Nişan gösterişli bir yapay olabilir :) Eğer nasıl bir çiçek geleceğini bilmiyorsanız, evde her ihtimale karşı  boş bir vazo bulundurmanızı öneririm.

 Söz Çikolatası
Benim çiçekten daha çok sevdiğim bir ayrıntı :) Çikolatayı çok seven biri olarak istemeye gelindiğinde de alınacak çikolataya ekstra önem verilsin istiyorum :) Şık gümüş bir tepside veya gondol içerisine yerleştirilen dışı parlak jelatinle kaplı süslü bir çikolata tercih edebilirsiniz. Monna Home ve tuane hediyelikte inanılmaz güzel şeyler gördüm, Çikolatayı anneye, çiçeği de sevgilinize verebilirsiniz. Bu arada gelen çikolata mutfakta değil salonda misafirlerin yanında dururmuş, adettenmiş. Kız isteme sonrasında açılarak misafirlere ikram edilirmiş.



Kız istemesinde kahve ne zaman verilir?

En çok soru işareti olan konulardan biridir bu. 
Kahve kız istemeden önce mi  sonra mı verilir. Bu konuda internette araştırma yaptım ama herkes farklı  bir şey yazmış. Bu konuda bu olayı yaşamış biri olarak :)

Misafirler gelir, hal hatır sorulur daha sonra kız istenmeden önce yani misafirler geldikten 20 dk sonra falan misafirlere nasıl içecekleri sorulur ve kahveler ikram edilirmiş. Yani kız istenmeden önce kahve verilirmiş :) Ama bu durum herkese göre farklı  tabi. Bu konuda kemikleşmiş bir gelenek anlayışınız yoksa konuşmaların gidişatına göre önce veya sonra olması çokta farketmiyor.

Bu arada sevgilinizin kahvesinede tuz koymayı unutmayın. Ama ben kıyamadım diyenlerden olabilirsiniz benim gibi, kuzenim acımadı tuz, toz biber koydu, Eğer sevgiliniz hiç sesini çıkarmadan bu kahveyi bitirirse sizin elinden zehir olsa içeceği anlamını taşıyor, 
eşim aynısından bir tane daha istemişti :) 


Bu tatlı sohbet sonunda da yüzükler takılır efendim... 

Sonra sırayla büyüklerimizin elleri öpülür, Bir yandan da bir yakınınız çikolatanızı da ikram edebilirsiniz ....

Allah Mutlu, Mesut etsin... Ağzınızın tadı ömür boyu bal olsun.



Söz Bohçası
Söz bohçasını bugün de erkeğin unutmaması gerekiyor. Çünkü ilk erkek kız tarafına bohçayı getirirmiş daha sonra kız tarafı erkeğe götürürmüş. Biz o kadar git gel gerek yok diye düşündük onlar getirmişlerdi, giderken bizim hazırladıklarımızı verdik....
Söz bohçasında olması gerekenler;

Gelin için hazırlanan bohçada;
iç çamaşırı, çorap, mendil, havlu, parfüm, sabahlık, gecelik takımı, makyaj seti, çanta, ayakkabı, etek ve ceketten oluşan bir takım veya elbise ile terlik, ayna, tarak takımı bulunur.

Erkek için hazırlanan bohçada;
pijama takımı, ropdöşambr, terlik, mendil, gömlek, kemer, cüzdan, çorap, kravat, tıraş seti, parfüm ve havlu konuluyor.

Bunların haricinde kayınvalide ve kayınpederlere de hediyeler de koyanlar oluyormuş.


AAAA UNUTMADAN 
SÖZ ÖNCESİ TANIŞMA VEYA İLK İSTEME 
diye bir geleneğimiz daha vardır :)))
bazen naz olsun diye hemen vermezler kızı bu tanışmamıza vesile olsun; yine görüşelim der babamız :)

işte ozaman damat adayınız kesinse 
aile ok demişse (kibarca mendil atıyorsunuz ya osmanlıda arkanızdan yürürken misali...)
misafirlerinizi gönderirken damat tepsisi vs. verilir...


e ben evleneli 8 sene olmuş, üstteki benimkinin çok sade hali .... 
 (içine çorap, mendil, kol düğmesi konulup kadeh desteğiyle tepside şık süsleniyor) bizim zamanımıza göre siz daha da güzelini düşünün :)
Elif'in Elizi 'ni çok beğeniyorum, gümüş damat kutusu ve söz tepsisi çok güzel olmuş mesela, bu konuda yeni farklı örnekleri onda bulabilirsiniz...


 

Kız isteme ile ilgili paylaşacaklarım bu kadar.
Sizin kız isteme gününüz nasıl geçti, neler yaptınız, heyecanlandınız mı? 
Yorumlarınızı bekliyorum kızlar :)

Benzer Yazılarım ...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beni İzle :)

...♥ Zeynep'le Güne Merhaba ♥...

'Ve sen yine denendiginde
ve yine kalbin daraldiginda
ve yine bütün kapilar yüzüne kapandiginda
ve yine ne yapman gerektigini bilemediginde
Uzun uzun düsünve hatirla Yaradanini!
Allah kuluna kâfi degil mi?
(Zümer/36)

Neler Olmuş - Hürriyet'ten Seçmeler