Translate

Ne ARAMIŞTIN ??

Seni Seviyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seni Seviyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2014 Perşembe

Paradan Daha Değerli 7 Şey

Mutlu olmak için tek şart para değil, paradan daha değerli şeyler de var  

Bazen hayatta daha önemli şeyler olduğunu unutup kendimizi para kazanmanın hırsına kaptırırız.

Fakat para her şey demek değildir, paraya sahip olup da ulaşamayacağımız birçok şey var. İşte paradan daha değerli 7 şey; 

1.Sağlık

Zengin olup da sağlık sorunları nedeniyle mutlu olamadıktan sonra para ne işe yarar? Para daha sağlıklı bir yaşam biçimi sağlayabilir ama bazı sağlık sorunları var ki tonlarca paranız olsa da yardımcı olmaz.
Sağlınız hayattaki en önemli şey, ona dikkat edin.

2.Aile

Ailenin yerini hiçbir şey tutamaz. Hayat boyu karşılaştığınız tüm sorunlar ya da güçlükler sonucunda yanınızda kalacak kişiler yine ailenizdir.


3.Çocuklar

Çocuk sahibi olmak büyük bir şanstır. Şu hayatta çocuğunuzun gülümsemesinden çok sizi mutlu edecek bir şey var mıdır?

4.Arkadaşlar

Arkadaşlar ikinci bir aile gibidir. Ne olursa olsun sizi desteklerler ve ihtiyacınız olduğunda yanınızdadırlar. Aileden tek farkı, ailenizi seçemezsiniz ama arkadaşlarınızı siz seçersiniz.

5.Aşk

Hayata mutluluk katan değerlerden bir diğeri de aşktır. Milyoner bile olsanız bir insanın sevgisini satın almak imkansızdır.

6.Özgürlük

Çoğu zaman üzerine düşünülmez bile ama özgürlük hayattaki en değerli şeylerden biridir.

7.Mutluluk

Herkesi mutlu edecek şey farklı olabilir ama herkesin mutlu olmaya ihtiyacı vardır. Çok bilindik bir söz vardır:
“Parayla saadet olmaz!”


Bazı zamanlar vardır;
Hayata, yaşadığımız kadere bin kere daha fazla şükrettiğimiz
An'ı yaşıyorum rabbim,
Şükrolsun sana binlerece kere...
Sevgilerimle.

14 Şubat 2014 Cuma

Bi Küçük Eylül Meselesi vardı; HALLEDEMEDİM :(((( Farah Zeynep Abdullah & Engin Akyürek


Herşey tam;

aileniz, arkadaşlarınız, kariyeriniz, sevgiliniz ve sizi sevenler her şey var;

PEKİ NEDEN BEN TAM HİSSETMİYORUM dersiniz,

NE EKSİK !!!

Her şeyin yolunda gittiği bir hayata sahip olan Eylül, talihsiz bir olay sonrasında yaşamının son bir ayını unutur. Çevresindeki herkes, tüm arkadaşları ve ailesi ona hiçbir sorun olmadığını söylemesine rağmen Eylül bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenir. Tamamen bilinçsizce, sadece içgüdülerini dinleyerek Bozcaada'ya gider ve orada tesadüf eseri hiç tanımadığı tuhaf bir adamla karşılaşır. Bu gizemli yabancı ise kendinden emin bir şekilde Eylül'e kendisini hatırlaması gerektiğini, aşık olduğu adam olduğunu söyler.

Yapımcılığını Ay Yapım'ın üstlendiği aşk filminin başrollerini Farah Zeynep Abdullah ve Engin Akyürek paylaşırken, yönetmen ve senarist ise Kerem Deren.

Müzik ise çok güzel Nil KARAİBRAHİMGİL

 

Yorumuma gelince;

Gala güzeldi kalabalıktı, ay yapım adına herkes ordaydı... 
Muhteşem bir kalabalıktı..
Film sanki bana çok kısa geldi, yada fazla beklentiyle mi gittim acaba; 
Ferah ve Engin ikiside iyi oyuncular çünkü, uzun soluklu sanki Bir Kelebeğin Rüyası  daha yoğundu.... 
Yinede oyunculukları güzel yumuşak, yaz aşkı tadında tatlı sıcak bir öyküydü... 
14 Şubat için bir renk, bu havalarda yazdan bir sıcaklık diyelim... 
İyi seyirler; sizden de yorum bekliyorum ...
Lay lay laay, müzik dilimde takıldı dönüyor sürekli yakışmış.. tam uydurmuş yine Nil, tebikler...


 Bu arada Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun...

30 Ocak 2014 Perşembe

ŞEHR-İ İSTANBUL - Romantik Şehirler Listesinde ...

 

 

 

 

 

 

 

 

ABD'de yayın yapan bir seyahat sitesi, dünyanın en romantik 20 şehrini belirledi. Bali Adası'nın zirvede yer aldığı listede, İstanbul 15, "Aşk şehri" olarak adlandırılan Paris 20'nci sırada gösterildi

 

Misstravel adlı tanışma ve seyahat sitesi dünyanın en romantik şehirlerinin listesini çıkarttı. Endonezya'nın doğal güzellikleri ile ünlü Bali Adası ilk sırada yer alırken, ikinci sırada ise diğer bir tropikal tatil cenneti olan Tayland'ın Puket Adaları yer aldı. Üçüncü sırada ABD'nin doğal yaşam parklarıyla misafirleri cezbeden kenti Austin bulunurken, onu İspanya'nın tarihi dar sokaklarıyla meşhur Katalan kenti Barselona takip etti. Beşinci sırada ise İngiltere'nin Oxford kenti var.

KAHİRE ŞAŞKINLIĞI

Detaylı bir araştırmanın ürünü olan bu sıralama, 7 bin 300'den fazla uçuş ve otel rezervasyonu dikkate alınarak hazırlandı. Listede 6'ncı sırada bulunan ve görenleri şaşkına çeviren şehir ise uzun süredir şiddetli gösterilerle gündeme gelen Mısır'ın başkenti Kahire. "Aşk şehri" olarak anılan ve tarihi güzelliklere ev sahipliği yapan Fransa'nın başkenti Paris, listede ancak 20'nci sırada yer alırken, 15. sırada gösterilen İstanbul, Paris'in önüne geçmeyi başardı. 





 

EGZOTİK ADALAR İLK SIRALARDA

Endonezya'da bulunan Bali Adası'nı (üstte), Tayland'daki Puket Adaları ile ABD'nin Austin şehri takip ediyor. Fransızlar'ın dünyaca ünlü Paris kenti (solda) ise 20'nci.

Ve En güzel şk Manzaralarıyla Karşınızda Şehr-i İSTANBUL












22 Mayıs 2013 Çarşamba

21 Mayıs 2013 Salı

Ruhum Büyümeyen Bir Kız Çocuğu . . .

Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba?
18 yaşını doldurunca mı, evlenince mi, saçına ilk ak düşünce mi?
Bence hiçbiri değil.
Bir kız çocuğu büyümez.
Kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini.
Son nefesini içi arzularla, heyecanlarla dolu bir kız olarak verir.
Ama değişim yaşar.
Hayat o kızı sürekli değiştirir 
ve bu değişimlerin hiç şaşmayan bir aktörü vardır:
"Bir erkek.."

|Zülfü Livaneli|

2 Mayıs 2013 Perşembe

ÇİKOLATALI ÇİLEKLİ ANNELER GÜNÜ SEPETİ

 
Annelerimize Ellerimizle Hazırlayacağımız Çok Özel ve Tatlı Bir Hediye
 
ÇİKOLATALI ÇİLEKLİ ANNELER GÜNÜ SEPETİ

istenilen miktarda çilek
kakaolu ve bitter çikolata
ince çöp şiş
1 çay bardağı toz antep fıstıgı
1 çay bardağı hintistan cevizi 
veya 1 çay bardağı fındık
 
Tarif Oktay Usta'dan :) ve yapılışı;
 
çilekler yıkanıp kurutulur.çikotada bir kase içinde benmari usulü eritilir.
( ** çaydanlığın alt kısmına su koyup kaynatırken üzerine çikolata olan kaseyi koyup, eritebilirsiniz **)
yaprakları temizlenmeden çilekleri çöp şişlere takıp önce çikolataya batırıp biraz fazlasını kaseye akıtıp hemen fıstıga veya hindistan cevizine batırıp içine sert sünger konulan sepete batırarak takıyoruz. bütün çilekleri bu şekilde yapıp bitirilir.

(** süngeri çiçekçiden alabilirsini yada süslemede kullanılan, beyaz eşyalarda çıkan beyaz köpük te olabilir  **))

(** sepetinize göre çöp şişler biraz uzun kalıyor ortadan ikiye kesmek daha uygun oluyor **)
 
Alternatif süslemeleride ekliyorum, herşey sizin ellerinize kalmış...
 
Bütün Annelerin Anneler Günü şimdiden kutlu olsun ...
 


 

17 Nisan 2013 Çarşamba

KIZ İSTEME - SÖZ - NİŞAN a dair Her ŞEY :)

Bahar geliyor sadece havaya değil aynı zamanda yüzük tepsilerine de:)

evet tam kız isteme söz - nişan mevsimi şu sıralar...

Geleneksel adetlerimizin uslübunu ve tarzını seviyorum, devamı içinde sizlere tatlı örnekler sunalım istedim...

Kız isteme ile ilgili herşey  :)
Bu yazıyı okuyorsanız eğer :P  
Tatlı bir Flört döneminden sonra  
sizin için en heyecanlı günlerden biri olan
Kız İsteme günü gelmiş demektir...


Peki, kız isteme nasıl olur? Ne almak gerekir? Ne giyilir?


Ailerinizin belki de ilk defa tanışacağı gün.  Kalbinizde tatlı bir telaş, bir sürü heyecan ve soru işareti... Kahveyi ne zaman vereceğim, ne giyeceğim vb... Güzel olacağından süpheniz olmasın ama biraz sakin olun ve bu güzel günün tadını çıkarın :)

en önemlisi arkaya kalacak sadece güzel kareler oluyor, hiç utanmayın bolca GÜLÜMSEYİN :)

Gelin adayları için kız isteme ve söz törenlerin de açık ve gösterişli kıyafetler giymek yerine daha sade, şık kıyafetler öneririm.

Pantolon bu gün için fazla spor olabileceğinden etek, ceket takımı tercih edilebilir. Giyeceğiniz kıyafete uygun olarak hafif bir makyaj sizin için uygun olacaktır. Kendinize çok yakıştığını düşünüyorsanız bu gece için abiye de tercih edebilirsiniz.

Damat adayı ise tabiki en uygun elbise takım elbisedir. Gelin adayının ailesinde iyi ve klaıcı bir izlenim bırakmanın yolu da düzgün bir biçimde saç ve sakal tıraşı olmaktan geçer. Takım elbisenizi kol düğmeleri ve yaka mendili kullanarak daha şık bir görünüm kazanabilirsiniz.



Söz Yüzüğü
Bugün de takılan söz yüzüğü birbirinize olan bağlılığınızı simgeleyen genelde ince altın bir yüzüktür ve damat tarafından alınır. Yüzüğü zevklerinize göre sevgilinizle daha önceden birlikte seçip karar vermeniz en doğrusu gibi geliyor bana. Eğer söz nişan bir arada yapılacaksa bir ömür boyu kadife kelepçeniz olacak özel nişan yüzükleri takılabilir.


Söz Çiçeği 
Genelde gül veya orkide tercih ediliyor, Eşim bana 41 tane kırmızı güllerden oluşan buket getirmişti, öyle güzeldi ki ....
Bunları kurutup bir ömür saklayabilirsiniz. Yada yapay bir çiçekte tercih edilebilir. Ama bu benim çok hoşuma gitmiyor. Söz çiçeği bence doğal olmalı, Nişan gösterişli bir yapay olabilir :) Eğer nasıl bir çiçek geleceğini bilmiyorsanız, evde her ihtimale karşı  boş bir vazo bulundurmanızı öneririm.

 Söz Çikolatası
Benim çiçekten daha çok sevdiğim bir ayrıntı :) Çikolatayı çok seven biri olarak istemeye gelindiğinde de alınacak çikolataya ekstra önem verilsin istiyorum :) Şık gümüş bir tepside veya gondol içerisine yerleştirilen dışı parlak jelatinle kaplı süslü bir çikolata tercih edebilirsiniz. Monna Home ve tuane hediyelikte inanılmaz güzel şeyler gördüm, Çikolatayı anneye, çiçeği de sevgilinize verebilirsiniz. Bu arada gelen çikolata mutfakta değil salonda misafirlerin yanında dururmuş, adettenmiş. Kız isteme sonrasında açılarak misafirlere ikram edilirmiş.



Kız istemesinde kahve ne zaman verilir?

En çok soru işareti olan konulardan biridir bu. 
Kahve kız istemeden önce mi  sonra mı verilir. Bu konuda internette araştırma yaptım ama herkes farklı  bir şey yazmış. Bu konuda bu olayı yaşamış biri olarak :)

Misafirler gelir, hal hatır sorulur daha sonra kız istenmeden önce yani misafirler geldikten 20 dk sonra falan misafirlere nasıl içecekleri sorulur ve kahveler ikram edilirmiş. Yani kız istenmeden önce kahve verilirmiş :) Ama bu durum herkese göre farklı  tabi. Bu konuda kemikleşmiş bir gelenek anlayışınız yoksa konuşmaların gidişatına göre önce veya sonra olması çokta farketmiyor.

Bu arada sevgilinizin kahvesinede tuz koymayı unutmayın. Ama ben kıyamadım diyenlerden olabilirsiniz benim gibi, kuzenim acımadı tuz, toz biber koydu, Eğer sevgiliniz hiç sesini çıkarmadan bu kahveyi bitirirse sizin elinden zehir olsa içeceği anlamını taşıyor, 
eşim aynısından bir tane daha istemişti :) 


Bu tatlı sohbet sonunda da yüzükler takılır efendim... 

Sonra sırayla büyüklerimizin elleri öpülür, Bir yandan da bir yakınınız çikolatanızı da ikram edebilirsiniz ....

Allah Mutlu, Mesut etsin... Ağzınızın tadı ömür boyu bal olsun.



Söz Bohçası
Söz bohçasını bugün de erkeğin unutmaması gerekiyor. Çünkü ilk erkek kız tarafına bohçayı getirirmiş daha sonra kız tarafı erkeğe götürürmüş. Biz o kadar git gel gerek yok diye düşündük onlar getirmişlerdi, giderken bizim hazırladıklarımızı verdik....
Söz bohçasında olması gerekenler;

Gelin için hazırlanan bohçada;
iç çamaşırı, çorap, mendil, havlu, parfüm, sabahlık, gecelik takımı, makyaj seti, çanta, ayakkabı, etek ve ceketten oluşan bir takım veya elbise ile terlik, ayna, tarak takımı bulunur.

Erkek için hazırlanan bohçada;
pijama takımı, ropdöşambr, terlik, mendil, gömlek, kemer, cüzdan, çorap, kravat, tıraş seti, parfüm ve havlu konuluyor.

Bunların haricinde kayınvalide ve kayınpederlere de hediyeler de koyanlar oluyormuş.


AAAA UNUTMADAN 
SÖZ ÖNCESİ TANIŞMA VEYA İLK İSTEME 
diye bir geleneğimiz daha vardır :)))
bazen naz olsun diye hemen vermezler kızı bu tanışmamıza vesile olsun; yine görüşelim der babamız :)

işte ozaman damat adayınız kesinse 
aile ok demişse (kibarca mendil atıyorsunuz ya osmanlıda arkanızdan yürürken misali...)
misafirlerinizi gönderirken damat tepsisi vs. verilir...


e ben evleneli 8 sene olmuş, üstteki benimkinin çok sade hali .... 
 (içine çorap, mendil, kol düğmesi konulup kadeh desteğiyle tepside şık süsleniyor) bizim zamanımıza göre siz daha da güzelini düşünün :)
Elif'in Elizi 'ni çok beğeniyorum, gümüş damat kutusu ve söz tepsisi çok güzel olmuş mesela, bu konuda yeni farklı örnekleri onda bulabilirsiniz...


 

Kız isteme ile ilgili paylaşacaklarım bu kadar.
Sizin kız isteme gününüz nasıl geçti, neler yaptınız, heyecanlandınız mı? 
Yorumlarınızı bekliyorum kızlar :)

22 Mart 2013 Cuma

Bu pazar kahvaltımız bambAŞK'a olsun.. Yalancı WAFFLE...



Pratik evde Waffle tarifi ... 
Ekmeklerinize şekil vererek başlıyoruz ve yumurtalı pişiriyoruz, 
içine çikolata, çilek, kaşar peyniri, tereyağ, krema veya şanti...
görsel tüm eklentiler sizin zevkinize ve hayal gücüne kalmış,
Hadi yapın göreyim ...
unutmadan biraz mutluluk, biraz huzur, biraz da neşe ekleyin içine...

♥ Sevgililer günü kahvaltısı gibi ♥olsun...

 




 


 

15 Mart 2013 Cuma

HAYAT BİR MUCİZE !!! Annen ve Sen


Hayat Bir MUCİZE...
Annen ve sen ...
O, dokuz ay boyunca seni karnında işte bu şekilde taşıdı.
Mide bulantısı çekti ve sürekli kendini hasta hissetti. 
Ayakları şişti, vücudu ödem yaptı, derisi gerildi. 
Merdiven çıkmak için çok çaba sarfetmesi, hatta nefessiz kalması gerekti. 
Ayakkabılarını bağlamak gibi basit bir iş için bile çabalaması gerekti. 
Sen onu tekmelerken ve içinde kıvrılırken, 
O çok geceyi uykusuz ve ağrılı geçirdi.
Doğumun ise tarifi imkansız bir acı çekmesine yol açtı. 
Sana sahip olmaktan başka hiç bir amaç için bu acıya değmezdi.
O senin dadın, hizmetçin, hammalın, öğretmenin, şoförün, aşçın, temizlikçin, hastabakıcın, en büyük hayranın, en sadık dostun, en yakın arkadaşın...
Seni hissettiği andan beri sadece senin için yaşadı ve kendini ikinci plana attı. 
Sen yedikçe doydu, sen uyudukça dinlendi... 
Senin için savaştı, savaşıyor, ve hep savaşacak.. 
Senin için umut etti, sana dair hayaller kurdu, senin adına üzüldü, sevindi, kızdı...
ve bunların hepsini karşılıksız yaptı. 
Çevrende annesini kaybetmiş, hatta hiç görememiş insanlar var. 
Bu birgün senin de başına gelecek, olmasa keşke ama yaşanacak.. 
O'na teşekkür etmek için yeterli zamanı bulamayabilirsin. 
Lütfen; 
her fırsatta O'na kendini değerli hissettir, 
bunu hala yapabildiğin için de kendini de şanslı hisset...

28 Şubat 2013 Perşembe

KADIN DİLİ : BÜKÇE -- Sema Maraşlı’nın Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz kitabından…

BİRAZ UZUN AMA OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM...

Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum.

-Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor. Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!

-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık.
-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak ama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım.
Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.

-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?

-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe’yle üç dil oluyor.

-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin. Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya cıkıyor.

-Kadınların ayrı bir dili mi var?

-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe’yi öğrenmeli.

- İyi de niye Bükçe?

-Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü net söylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını “Bükçe” koydum.

-“Bükçe zor bir dil mi baba?” diye sordu gülerek.

-Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca “seni seviyorum” diyorsun ama karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca “seni seviyorum” un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince seni seviyorum dediğinde seni anlayabilir.

-Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt söylemiyorlar ?

-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için, hayır cevabı alıp kırılmaktan korktuklarından sözlerini de dolaylı söylüyorlar. İkincisi, kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak gönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü.

-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani?

-Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüz konuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden leblebiyi anladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onun için leb deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb demek zorunda kaldıkları için bile kızarlar. “Niye leb demek zorunda kalıyorum da o düşünmüyor?” diye canları sıkılır.

-Biz de bazen Canan’la böyle sorunlar yaşıyoruz. “Niye düşünmedin?” diye kızıyor bana.

-Kızarlar oğlum, kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler, detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendileri gibi düşünceli olmamızı beklerler, fakat erkekler onlar gibi değil. Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor.

-Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?

-Var dedik ya oğlum, Bükçe’yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?

-Hazırım baba.

-Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ile anlattığı bir konu, Bükçe’de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerken sabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim. Bunu sana “Bugün bir elbise aldım.” diye söylemez. Elbise almak için dışarı çıktığı -ndan başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaç elbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından, alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikaye anlatır.

-Hikaye dili yani?

-Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, “Hikaye anlatma, ana fikre gel, kısa kes.” demeyeceksin. Böyle bir şey dediğinde bittin demektir. İster öyle de, istersen “seni sevmiyorum.” de. İki durumda da “seni sevmiyorum” demiş olacaksın.

-Ne alakası var baba “seni sevmiyorum” demekle “kısa anlat” demenin?

-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler.

-Bu önemli. Bükçe’de dinlemek sevmektir diyorsun.

-Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar konuşurken bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalı konuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne demek istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pek gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.

-Geçen hafta Canan bana “Bir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde daha iyi duracağım.” dedi. Ben de “Böyle de iyisin.” dedim. Canı sıkıldı, bir kaç saat surat astı. “;Neyin var?” diye sordum. “Hiçbir şeyim yok.” dedi. Sence nerede hata yaptım?

-“Böyle de iyisin” derken o “de” ekini orda kullanmamalıydı n. Canan bunu şöyle anlamıştır. “Böyle de fena sayılmazsın, eh işte, idare edersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin.”

-Peki ne demem gerekiyordu?

-Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgili ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifat bekliyorlardı r. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiç unutmazlar. O gün “Hayatım sen zaten Çok güzelsin, kilo vermeye falan bence ihtiyacın yok.” deseydin, günün zehir olmazdı.
-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır ve her kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne yaparlarsa yapsınlar.

-Aferin oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi anne babasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.

-Ve asla unutmazlar, değil mi?

-Aynen öyle. Yıllar once annene, annesi için “Biraz cimri.” demiştim. Hala “Sen benim annemi sevmezsin.” der ve annesi bize bir şey aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.

-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi.

-Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imaları anlayacaksın ama “Sen şunu mu demek istiyorsun?” diye asla yüzüne vurmayacaksın.

-Anladım. Anlayacaksın ama anladığını belli etmeyeceksin. Buna şöyle de diyebiliriz. O beni iğnelediğinde “Niye bana iğne batırıyorsun?” Diye sormayacağım, o iğneyi ben kendi kendime batırmışım gibi yapacağım.

-Güzel ifade ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. “Akşama tok mu geleceksin?” diye sordu. Beni biliyorsun akşam yemeklerinde hep evdeyimdir. Kırk yılda bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabi ben hemen anladım annenin ne demek istediğini. “Tok gel, yemekle uğraşmak istemiyorum” demek istiyor. Anladım ama tabi “Ne demek istiyorsun?” demedim.

-Dün çok yorulmuştu baba, düğün alışverişine çıkmıştık.

-Bunun pek çok sebebi olabilir. Yorulmuş olabilir, bir kabul gününden tok gelmiş olabilir, bin beş yüzüncü diyetine başlamış ve o gün yemekle uğraşmak istemiyor olabilir. Ama bunu biz erkekler gibi kısa yoldan “Canım benim karnım tok, sen de dışarıda bir şeyler ye, ya da yorgunum, gelirken bir seyler getir yiyelim.” demez. Sanki böyle derse, iyi ev kadını rütbesi tozlanacak, mevki kaybedecek. İlla Bükçe anlatacak, asık bir yüzle karşılaşmamak için senin de anlaman gerekiyor. “Hayır, evde yiyeceğim ama istersen hazır bir şeyler alıp geleyim, ne dersin?”dedim. “Tamam.” dedi. Döneri sever biliyorsun, dün eve giderken, ekmek arası döner yaptırdım. Onun dönerini de porsiyon yaptırdım. Bunu düşündüğüm için ayrıca sevindi. O da diyette, düğünde daha zayıf görünme derdinde bu sıralar.

-Bu Bükçe’de kısa konuşma yok mu baba?

-Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın canı sıkkın, soruyorsun, “Neyin var?” diye. “Hiçbir şeyim yok.” diyorsa, aman bir şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.

-Bükçe’de “Hiçbir şey yok.” demek “;Çok şey var, benimle ilgilen.” demek oluyor, o zaman.

-Evet. Biz erkekler “Bir şey yok.” diyorsak ya gerçekten bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir sey vardır ama; “Şu anda konuşacak bir şey yok.” diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri için “Bana değer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım.” demek istiyordur. Çok nadiren gerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne varıp bunaltmayacaksı n tabi.

-Bir arkadaşım da “Kadınların ‘Peki.’ demesi tehlikelidir” demişti.

-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir ‘peki’, ‘olur’, ‘tamam’ her zaman tehlikelidir. Bu Bükçe’de “Şimdi tamam diyorum ama acısını daha sonra çıkaracağım.” demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekinin yanında “Peki canım, olur hayatım” gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok.

-Zor bir dil baba.

-Yok yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda biraz çalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen hatalar yapacaksın, dikkat edeceksin sonra otomatiğe bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin bükçe konuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.

-Anlamak da pek kolay değil ama.

-Korkma, o kadar zor değil. En önemli kuralları ben sana öğretiyorum zaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve konuşurken suçlayarak konuşurlar; fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz zannederler.

-Nasıl yani?

-Mesela, karın sana “Ne zamandır dışarı çıkmadık.” derse bunu suçlama olarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu sen düşünüp teklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak değildir. “Daha geçenlerde gezmeye gittik.” gibi bir savunmaya girme. “Tamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz.” de, konu kapanır.

Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.

-Küçük ama önemli detaylar.

-Aynen öyle. Mesela karın “Üşüdüm.” diyorsa, “Üstünü kalın giy.” demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur.

-Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçe’yi. Ne kadar erken başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik belki.

-Haklısın, aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.

-Not mu alsaydım… Epeyce detayı varmış dilin.

-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret ettiği sözcük “Fark etmez.”dir. “Fark etmez”i kadınlar “Hiç umurumda değil, ne yaparsan yap.” diye anlarlar.

-En değerli sözcük nedir?

-Sen bil bakalım.

-“Seni seviyorum.” herhalde.

-Evet, kadınlar “Seni seviyorum.” sözünü sık sık duymak isterler. Biz erkekler “;Söylemiştim, zaten biliyor.” diye bu konuda gaflete düşmemeliyiz.

-Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor bana.

-Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona geliyordum. Davranışlar da çok önemli tabii. Kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam ona sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu düşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçük sürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle.

-Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani.

-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar zaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu küçük şeylere dikkat et, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? Kadınlar çok vericidir ama, eğer sen hep alıp hiç vermezsen, bir gün birden patlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.

-Tamam baba, bunlara dikkat edeceğim.

- Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru adımlamaya başladı. Az sonra geldi.

-Baba çok teşekkür ederim. Bükçe’yi anlamaya başladım. Canan aradı. “Salonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mi baksak?” dedi. Tam “Fark etmez, sen seç.” diyecektim ki bunu senin söylediğin gibi “Ev de perde de umurumda değil.” gibi anlayacağı aklıma geldi. “Tabii canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben senin zevkine güveniyorum, sen seç istersen.” dedim, çok mutlu oldu. Kendi seçecek.

-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarını onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almak isteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak, işlerden kolay sıyırırız.

-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana Bükçe’yi öğretmeseydin halimi düşünmek bile istemiyorum.

-Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle güle kullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. Kullansınlar ki yüzleri gülsün.

Kaynak: Sema Maraşlı’nın Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz kitabından…”

26 Şubat 2013 Salı

İLK GÖRÜŞTE AŞK'a İnanır mısın???


İlk görüşte aşka ister inanın ister inanmayın çoğu kişinin başına gelir ve bir çok kişide nasıl davranacağını ne konuşacağını ilk dakikalardaki o heyecanı nasıl atacağını bilemez.
Ilk karsi karsiya gelis, ilk bakis, ilk dakikalar…
Birini ya begenir ya da daha incesine inmeyi istemeden hemen yanindan uzaklasiriz…
Neden böyle davraniriz, bizi etkileyen nedir, ilk izlenim neden bu kadar önemlidir?
“(+ / -) elektrik” midir, “kan kaynamasi, kaynamamasi” midir, bazilarina göre “önceki hayat ya da kader” midir, nedir?

Yeni tanistigimiz birinde bizi etkileyen, onu daha yakindan tanima istegi uyandiran seyler bakin neler:
- Güzel olmasi: Güzellik bu kararda en önemli yere sahip. Iç güzelligini ilk görüste anlayamayacagimiza göre, tabii ki dis güzellik (kendi normlarimiza göre olan biçimde) bizim için önemli.
- Görüntüsü: Bakimli ve temiz bir insan her zaman etkileyicidir.
- Davranis biçimi: Yürüyüsünden, vücudunu kullanis biçimine kadar kendine ait bir tarz yaratmis insanlar her zaman iyi bir etki birakirlar.
- Bakislari: Bazi insanlar bakislariyla adeta içimizi eritirler. Kendine güvenen, ne istedigini bilen bakislara dayanmak hiç de kolay degildir.
- Sesi: Bir düsünün; son derece çekici, hos görünen bir erkek yaniniza geliyor ve kedi miyavlamasi gibi sesler çikararak size bir seyler anlatiyor, ne hissedersiniz? “Konusmasa kimbilir ne iyi yapar” demez misiniz? Ya da yakisikli olmayan ama etkileyici bir sese sahip erkekle bu kedi sesli arasinda bir seçim yapmaniz gerekse, mantiginiz (!) yakisikli olmayani tercih etmenizi fisildamaz mi?
- Kokusu: Tabii ki kötü kokan birini kimse istemez. Bunu herhangi baska bir seyle kiyaslamaya gerek bile yok.
- Ait oldugu çevre: Bu bizim kendi komplekslerimizle ilgilidir, yoksa ne önemi var adamin çevresinin. Eee, bütün bunlar tamam da sira tamamlanmadan adamin bütününü bir türlü göremeyiz… Hep “arkasi yarin” gibi… “Ask atesi” denen sey sanildigi üzere o kadar da kolay parlamiyor. Ama ilk 30 saniyede ya da 10 dakikada bu kadari yasaniyor.

5 Adimda Olumlu Izlenim
Dürüst olun, hepimizin ilk izlenimde kötü not aldığı zamanlar olmuştur. Yanlış bir şey söyleyince ya da yapınca insan nasıl da kötü olur. Bu çok utanç vericidir. Uzun zaman unutulmayan izler bile bırakabilir. Hatta bir sonraki sefer için kendinizi sinirli hissetmenize neden bile olabilir.
Aslında endişelenmenizde yersiz. Sürekli yeni birileri ile tanışıyoruz. Sürekli bu sosyal yeteneğimizi geliştirmemiz için yeni şanslarımız var. Olabilecek en kötü şey nedir ki? Berbat etseniz ne olur? Eğer yeteneklerinizi geliştirmek için aktif olarak çaba sarfetmeye razı olursanız, gelişim göstereceğiniz de kesindir.
Pratik yapmak mükemmeli yakalamak için yardımcı olacaktır. Fakat tüm başlıkları, hiçbirini göz ardı etmeden, önyargısızca dikkatinizi vererek okuyun. Zaten sizde nerde hata yaptığınızı bilmiyorsunuz. İşte size kısa bir gözden geçirme. Bu liste üstünde çalışın ve bir sonraki sefer de deneyin. İyi bir ilk izlenim bırakacaksınız.

EL SIKIŞMA
Kadın ya da erkek hiç farketmez, sağlam el sıkışın. Tabii ki kasdettiğimiz kemiklerini çatlatacak kadar sıkı değil. Elini sıktığınız kişinin, sizin gerçekten orada olduğunuzu anlamasına yetecek kadar sıkı. Daha önce hiç birinin elini nerdeyse dokunmak istemezmiş gibi tuttunuz mu, sıkmadan? Eğer karşınızdaki kişi gerginse, eli ve parmakları nemli ve terli olabilir. Bu tabii ki hoş bir durum değil. Yine de sıkıca el sıkışmalısınız. Aynı anda kısaca karşınızdakinin gözlerine bakın. Ne kadar çok insanın bu konuda başarısız olduğuna inanamazsınız.

KILIK KIYAFET
Ayakkabılar çok önemlidir. Özelliklede kadın işin içinde varsa. Çok güzel bir arabadan inmiş olabilir. Kaliteli ve şık bir takım giymiş ve mükemmel bir kravat takmış olabilirsiniz. Ama kadınlar kontrole ilk ayakkabıdan başlayacaklardır.
Kıyafet zor bir meseledir. İç giyimde dış giyimde zaman zaman tehlikeli bile olabilir. Takii sosyal birşeyler cereyan edene kadar. (Ne kadar sıklıkta smokin giymeniz gereken bir yere davet ediliyorsunuz?) Gardrobunuzu yenilemek oldukca kolay olabilir. Çok kaliteli günlük kıyafetler almakta kolaydır. Hatta çok pahalı seçimler bütçenizi sarsmıyor bile olabilir. Ama en iyi ve en kolay yol daima bir kenarda temizlenmis komple bir takımı hazır bulundurmaktır. Böylece çok daha kolay hazırlanabilirsiniz. Bu özellikle son an davetleri için çok yararlıdır.

GÖZ TEMASI
Uzaklara bakmayın. Biri ile ilk defa tanışırken, onlara bakmanız beklenir. Tabii kasdedilen gözünüzü dikip bakmak olmamalı. Biri önemli bir şey söylemeye çalışırken, sorarken ya da soruya cevap vermeye çalışırken, birbirinize bakmalısınız. Eğer değilse, bu durumda karşınızdakine ya utandığınız ya da tamamen ilgilenmediğinizin sinyalleri gidecektir. Bir çok insan utanma nedeni olmaksızın başka yerlere bakarak yanlış sinyaller veriyorlar.

KONUŞMA
Genellikle biri ile buluşacağınız zaman ona sorular sormanız tavsiye edilir. Ama bu karşınızdaki kişide sorguya çekildiği hissini uyandırır. Sonuca bağlanmamış açık sorular sormalısınız. Karşınızdakini esnetecek sorular sormayın. Hatta kısaca evet ya da hayır diye cevap verilecek sorulardan kaçının. Çünkü muhabbeti kısaltır. Karşınızdakinin fikirlerini öğrenebileceğiniz sorular sorun. Onun düşünceleri ile ilgilendiğiniz sinyalleri verin.
Günlük ya da sosyal olaylar konuşmak için güzel konular olabilir. Gülmek için ise televizyon programlarını ya da politik gafları konu edebilirsiniz. Gerçeklerden ziyade yorumlarını ve fikrini öğrenirken, aradaki buzlarıda kolayca eritmiş olursunuz.

GÜLÜMSEME
Eğer başlangıcı gülümsemeyle yaparsanız, herşey çok daha güzel gidecektir. Belki karşınızda ki biraz gergin olabilir… Hatta sizden daha çok bile olabilir. Unutmayın bu sadece sizin için bir ilk buluşma değil. Oda kendi endişelerini taşıyor. Gülümsemek sizi rahatlatırken, karşınızdakinide mutlu eder.
İyi bir intiba bırakmak imkansız değil. Fırsatları değerlendirip, pratik yapın. Ne kaybedersiniz? Gerçekten ilk izlenimin önemli olduğu zamanlarda, (iş görüşmesi ya da ilk randevu gibi) eskisinden çok daha iyi olduğunuzu farkedeceksiniz.

22 Şubat 2013 Cuma

Yüzük Parmağı Testi !!!

“Benimle evlenir misin?” sözü dilimizden dökülürken, elimizde tuttuğumuz pırlanta; çoktan hedefi gözüne kestirmiştir. Adresi; serçe parmağın yanında duran ve taşıdığı sembolün adıyla bilinen parmaktır.

 

Bu, kültürümüze öyle bir yerleşmiştir ki, yüzüğü başka bir parmağımıza yakıştıramayız bile. Sevginin ve aşkın bir bağlılığa dönüşmesi halinde, yüzük hemen parmağımızdaki yerini alır. Parmakta pırıldayan taşlı bir yüzüğe kim hayır diyebilir ki?

 

Yüzüğün neden bir başka parmağa değil de, sadece yüzük parmağına takıldığını hiç düşündünüz mü? Bu bir tesadüfün sonucu olabilir mi? Değil elbette.

 

Sol elin yüzük parmağına evliliği sembolize etmek maksadıyla yüzük takma geleneği, Mısır Medeniyeti’ne kadar uzanmaktadır. Mısırlılar, yıllar sonra bilim adamları tarafından da keşfedilen ve sol elin yüzük parmağında bulunan, doğruca kalbe giden "vena amoris"in (aşk damarı) varlığına inanıyordu. Bu inanç gereği de yüzükleri sol elin yüzük parmağına takıyorlardı. Yüzük takma geleneğine mağara devrinden kalma bulgulardaki figürlerde de rastlanmıştır. Ancak o yıllarda bu bağ yüzüğe benzeyen bir kelepçe ile yapılıyormuş. Mağara adamı, kelepçeyi ancak kadının kaçmayacağından emin olduktan sonra çıkartırmış.

İnsanlık tarihi boyunca, yüzük hep bağlılığı, bütünlüğü, birliği ve aşkı sembolize etmiştir. Aile kavramının ve kader birliğinin önemi gereği, üstüne eklenen aşkın ardından yüzüğü parmağımıza takar ve hiç çıkartmayız.

Tüm bunları basit, eğlenceli bir testle sınamak da mümkündür. Elbette bu bir delil değildir ancak ilginç olduğunu da göreceksiniz.


İşte yüzük testi:

Başparmakların anne ve babamızı, işaret parmaklarının kardeşlerimizi, orta parmakların kendimizi, yüzük parmağının eşimizi ve serçe parmakların da çocuklarımızı temsil ettiğini kabul ediyoruz.
Şimdi ellerimizi fotoğrafta olduğu gibi yapıyoruz. Avuç içlerimizi ve parmaklarımızı, birbirine değecek şekilde yapıştırıyoruz. Sonra parmak uçlarımız birbirine değerken, avuçlarımızı birbirinden uzaklaştırıp, orta parmaklarımızı kıvırarak avucumuzun içine alıyor ve sırt sırta yaslıyoruz. Ardından aşama aşama ilerliyoruz.

1.aşama: Anne ve babamızdan hayatımızın bir döneminde mutlaka ayrılıyoruz. Bu nedenle onları temsil eden başparmaklarımızı birbirinden ayıralım. Ancak bu sırada diğer parmaklar yerinden asla oynamayacak. Sonra eski haline getirelim.
2.aşama: Aynı işlemi kardeşlerimizi temsil eden işaret parmaklarımızda da yapalım.
3.aşama: Orta parmaklar bizi temsil ettiği için çocuklarımızı temsil eden serçe parmağa geçip aynı işlemi tekrarlayalım.
4.aşama: Son olarak da eşimizi temsil eden parmaklarda aynı işlemi yapmaya çalışalım. Ancak bu sırada orta parmaklar yerinden asla oynamayacak.

Ne kadar uğraşırsanız uğraşın yapamayacaksınız. Bunu yapabileni görmedim. Bu durum evlilik bağının gücüne ispat değil midir? :-))

Ayrılık insanın doğasında bile yok!
Lütfen eşinize olan bağlılığınızı yüzüğün kaderine bırakmayın.
Ona, tüm sevginizle sıkıca tutunun.

31 Ocak 2013 Perşembe

Sevgililer Günü Yaklaşıyor ....... 14 ŞUBAT

14 Şubat'a çok az kaldı, pek çoğumuz sevgilisine, eşine hediye bakmaya başladı bile

bazılarınızda ben 14 ŞUBAT Kutlamam diyenlerden olabilirsiniz...

Burası Sosyal bir ortam! ben fikirleri merak ediyorum :))))

Planlarınız nelerdir? 

Kimi sevgilisiyle, kimi eşiyle, kimi ise yalnız geçirecektir... 

Planlarınız nedir yazın bakalım, hem yeni fikirler üretmiş de oluruz...

Ben bu yıl işin kolayına kaçıp eşimin yıllardır vazgeçmeden kullandığı parfümünün sona yaklaştığını görüp, hediye için çözümü kısa yoldan buldum.

  Sevdiklerinize hediye alırken hep kara kara düşünürüz, acaba bunu alsam beğenir mi, şunu alsam giyer mi, bu hediye uygun kaçar mı diye. 

Sevgililer günü hediyeleri gibi pek çok başlıkdan arama yaparak hediye arayabilirsiniz; 
yada 
İşte size bu tatlı sorununuza çözüm getirecek bir site önerimiz: www.nehediyealsam.net
Sevgilerimle... 



21 Ocak 2013 Pazartesi

Sonra SEN Çıktın Karşıma . . .

Ve bu paylaşım, mutlu yaşayan bütün eşler için olsun.
Allah ağızlarının tadını, yuvalarının huzurunu bozmasın.

Benzer Yazılarım ...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beni İzle :)

...♥ Zeynep'le Güne Merhaba ♥...

'Ve sen yine denendiginde
ve yine kalbin daraldiginda
ve yine bütün kapilar yüzüne kapandiginda
ve yine ne yapman gerektigini bilemediginde
Uzun uzun düsünve hatirla Yaradanini!
Allah kuluna kâfi degil mi?
(Zümer/36)

Neler Olmuş - Hürriyet'ten Seçmeler