Translate

Ne ARAMIŞTIN ??

Tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2016 Cumartesi

SÜTLÜ İRMİK HELVASI (Maraş Dondurmayla servis özel tavsiyedir)

Bol fıstıklı, cevizli ve her zaman yaptığımdan :))))

Nasılsa gene yapar diyerekten resim çekmediğim; 

sonrasında yemeğe dalıp unuttuğum

Geleneksel Kandil, Mevlüt, Dua klasiğimiz... 

Maraş dondurmayla da nefis giden Helvamız...

 

Malzemelerimiz
  • 2 Su bardağı irmik
  • 2 Su bardağı şeker
  • 4 Su bardağı süt (3 su bardağı süt + 1 su bardağı su olarak da yapmışlığım var)
  • 100 Gr tereyağ (bol tereyağlı seviyoruz :) 3 dolu yemek kaşığı)
  • Yarım çay bardağı sıvıyağ
  • 2 Yemek kaşığı dolmalık fıstık (+ 1 kaşıkta iri kıyılmış ceviz - tercihe kalmış)
  • 1 Çay kaşığı tarçın
  • 1 tane vanilya 
yapılışı inanın çok kolay ve zahmetsizz, bence herkes sık yapabilmeli, 
"Annem : - Mübarek gecelerde evde kokutup, komşulara tatlı ikramlar sevaptır, der." 


  • ilk başta şerbetini hazırlayalım ki sıkışmayalım birlikte olunca; sütü, 2 su bardağı şekeri güzelce eriyene kadar karıştırın 
ama iyice kaynatmayın, çok sıcak olmamalı, helvamızı kavururuken bizi bekleyecek.
şimi helvamızda sıra;
  •  Helvayı wok tavada yapıyorum genelde tereyağını ve sıvı yağını eritelim, ısınınca içine fıstıkları ve cevizleri ilave edelim.
  • Fıstıklar pembeleşince irmiğide ilave edin ve sürekli karıştırın kavrulsun.
  • vanilyayı da ekleyin kahverengileşir gibi olacak, şerbetini azar azar dökün, elinize sıçrayabilir, ateşi çok açmayın
  • Tarçını da serpin ve karıştırıp tencerenin kapağını kapatın ve kısık ateşte suyunu çeksin biraz, iyice çekince ocağı kapatın ben kapağın altına havlu kağıt koyuyorum sanki dah güzel oluyor.
  • 15-20 dk. sonra kaşıkla şekillendirerek dondurma yanında servisinizi hazırlayabilirsiniz, 
  • Dikkat çok lezzetli olacak :) AFİYET OLSUN 

31 Aralık 2013 Salı

Veeee... 2014 - MUTLU YILARRRR Tüm Dünya'ya Huzur Sağlık AŞK Diliyorum...
























♥  ÇİMENLER YAYILMADAN ... ♥
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şey”e
bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yayılın çimenlerin üzerine.....
Acele edin....
Er veya geç...
Çimenler yayılacak üzerinize...

 Jacques Prevert

yeni yılınız size mutluluk verecek "küçük şeyler"le dopdolu geçsin...





12 Aralık 2013 Perşembe

Minik Kar Meleğim Seni Çok Seviyorum

Yağan kardan güzel anılar yaratın!

Kar vakti geldi.
Eğer kışın bol kar olan yerleri ziyaret etme şansınız varsa ya da kar yağan bir kentte yaşıyorsanız, çocuğunuzun kalın kar kütlelerinin içine girmesine izin verin.
Bırakın karın üzerine yatsın.
Korkmayın dışarıda kararında kalırsa üşümeyecektir.
Kara yatsın, kollarını bacaklarını açıp kapatsın.
Sonra onu o karın ortasından kucağınıza alıp kaldırın.
Biraz yüksekçe bir yerden, oluşan şekli inceleyin. Kar meleğini hemen göreceksiniz. Kar meleğini anılarınızda kalacak güzel bir fotoğraf olarak belgelemeyi unutmayın.

13 Kasım 2013 Çarşamba

2014 Dünyanın En İyi Balayı Mekanı : KAPADOKYA - NEVŞEHİR

Dünyadaki en büyük seyahat rehberi yayımcısı Lonely Planet 2014 yılı için en iyi balayı güzergahlarını seçti.


Dünyadaki en büyük seyahat rehberi yayımcısı Lonely Planet 2014 yılı için en iyi balayı güzergahlarını seçti. Listenin ilk sırasında Nevşehir’in Kapadokya bölgesi var.

Lonely Planet yazarları ile editörleri tarafından internet üzerinden yapılan değerlendirmeyle belirlenen sonuçlarda
Kapadokya’nın yanı sıra Brezilya, Fas/Marakeş, Saint Lucia/Karayipler, Endülüs/İspanya, Bali Adası/ Endonezya, California/ ABD, Quenstown/Yeni Zelanda, Colchagua Vadisi/Şili, Dunton Hot Springs/Colorado/ ABD yer alıyor.

Lonely Planet’in web sitesinde de yayımlanan listenin Kapadokya ile ilgili maddesinde, “Kapadokya peri bacalarıyla, görsel olarak kendine özgün ve başkalarıyla görsel olarak paylaşılması gereken bir yer” ifadesi yer aldı.

En İyi 10 Balayı Mekanı

22 Ağustos 2013 Perşembe

5'ten 7'ye --- Çiftlerin özel hayatı olur mu?

İki kişinin paylaştığı bir özel hayat değil kastettiğim. 
Kişilerin tek tek kendilerine ait hayatlardan, gizli bahçelerden, Fransızlar'ın akşamüstü saat beş ile yedi arasına koydukları serbest saatlerden söz ediyorum. 
Konu ilişkilerse kadınların soruları bitmez. O zaman bir soru daha soruyorum: 
Neden bazılarımız gizli bahçelerini koruma konusunda diğerlerinden daha mahir?
Zeynep Güven yazdı




























Yönetmen François Ozon’un Potiche (Kadın İsterse) filmi, kadının özgürleşmesi üzerine tatlı bir komedi. 
Ben izlerken başka bir şeye, filmdeki evli karakterlerin evlilik dışı ilişkilerine ve bu ilişkileri yaşayış biçimlerine takıldım. 
Kendisi de kaba saba bir adam olan şemsiye fabrikası sahibi Robert Pujol’ün, sekreteriyle olan ilişkisi çok da incelikli ya da ilginç değildi. 
Ama Catherine Deneuve’un canlandırdığı orta yaşlı Suzanne Pujol bir yerde dikkatimi çeken bir şey söyledi:


“Evet, geçmişte benim de birtakım maceralarım oldu. Ama bu ilişkileri mümkün olduğunca kısa ve gizli tutmak için elimden geleni yaptım.” Suzanne’in sesinde en ufak bir suçluluk duygusu ya da pişmanlık yoktu. 
 Evli bir kadın olarak, evlilik dışı ilişki yaşamanın tek raconu, kaçamağı gizli tutmak ve uzatmamakmış, o da bu konuda gereken maksimum özeni göstererek üstüne düşeni fazlasıyla yapmış gibi doğal ve huzurluydu. Hatta, filmin devamında Suzanne, çocuklarından birinin kocasından olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Kavga gürültü koptu haliyle ama kan gövdeyi de götürmedi. Koca da dahil kimse için dünyanın sonu gelmedi. Potiche bir komedi filmi, hatta vodvil. 
Elbette karakterler abartılmış, karikatürize edilmiş. Gerçek hayat bu kadar renkli ve hafif değil. 
Yine de filmdeki, ihanet de dahil her türlü ilişki faulünü daha hafif yaşama hali beni de hafifletti ve hafif hafif düşünmeye başladım...

Çiftlerin özel hayatları olur mu? Paylaşılan değil, ayrı ayrı yaşanan özel hayatlardan söz ediyorum. İlle de üçüncü kişilerin olması gerekmiyor. Kişinin kendini yaşadığı, kocasından, karısından, sevgilisinden bağımsız var olduğu anları, alanları kastediyorum. 
Telefon mesajlarını, e-postaları kurcalamamaktan, dün gece kimin kiminle nerede ne yaptığını fazla kurcalamamaya kadar uzanan hayli geniş bir spektrumdan bahsediyorum.

Özgürlük, hovardalık, çapkınlık
Kocamın e-posta şifresini benden saklamasına bozulurmuş gibi yapıyorum ama böyle davrandığı için içten içe mutlu oluyorum. İki sebeple. Birincisi, onun benden ayrı bir özel hayat talebinin olması hoşuma gidiyor. Bu, benim gözümde onu daha kişilikli yapıyor. 
İkincisi, bu tavrı bana da kendime ait bir özel alan açma hakkını tanıyor. Yaşasın eşitlik! 
Yaşasın özgürlük! Hatta konumuz bu değil ama, yeri geldi, yaşasın kardeşlik! 
Evet, Fransızlar da “Yaşasın Özgürlük!” demişlerdi. Üstelik Fransız Devrimi’nden bile önce. 
Devrim son noktaydı, uzun özgürlük cümlesi ondan önce yazıldı. Fransız kültürüne aşina olanlar, “libertinage” kavramını bilir. Sözlükten bakarsanız, bu kelime “kötü yol” “çapkınlık” “hovardalık” “sefahat” anlamlarına gelir. Ama kökleri ve ifade ettikleri daha derindir. 
Toplumun, dinin kurallarını takmamayı, dünya zevklerinden payına düşeni almayı, üstelik bunları hiç suçluluk duymadan yapmayı benimseyen bir anlayış. 
Libertin’lerin en ünlüsü ise sadizm-mazoşizmin isim babası Marquis de Sade. 
İşte, 17-19. yüzyıllar arasında özellikle Fransa’yı etkileyen libertinage; hedonizmi (hazcılığı) toplumun DNA’larına işledi.

İlişkilerde Fransız farkı
Uzun yıllar Fransa’da yaşayan Mine Kırıkkanat, geçenlerde bir televizyon kanalında, şimdi bir Amerikan hapishanesinde cinsel taciz suçundan yargılanmayı bekleyen eski IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’la ilgili konuşurken, söz döndü dolaştı, kadın-erkek ilişkilerinde Fransız farkına geldi. Şöyle diyordu Kırıkkanat: 
 “Fransa’da seks o kadar kişisel bir meseledir ki, ne toplum karışır ne de hukuk. Fransızlar belden aşağı vurmazlar. Orada seks kasetiniz çıkmaz. Orada aldatma bir boşanma sebebi değildir. Karım/kocam beni aldatıyor diye mahkemeye gidemezsiniz. En fazla karınızla/ kocanızla kavga edersiniz. 
Bu yüzden, orada bir cumhurbaşkanının evlilik dışı bir ilişkiden çocuğu olduğu bilinir ama bu gazetelere konu olmaz...”

Fransa’da yaşayan ve 20 yıldır bir Fransız’la evli olan yazar Sedef Ecer’den, her iki toplumu da bilen biri olarak bir karşılaştırma yapmasını istedim: 
“Türkiye’de ilişkilerde sahiplenme çok daha fazla. Yalnızca romantik ilişkilerde değil, anne-çocuk ilişkilerinde de öyle. Fransa’da evli ya da bekar, insanların kendilerine ait gizli bahçeleri var. 
Ama gizli bahçe ille de üçüncü kişiler anlamına gelmiyor. Farklı arkadaşlar, ayrı ayrı geçirilen zamanlar, bu zamanların tadını suçluluk duymadan çıkarma anlamına geliyor. Hayatın tadını çıkartmayı seven bir toplum Fransızlar. Hem kadın hem de erkek bu anlamda kendini özgür hissediyor.”

E-posta, telefon karıştırma işini Sedef ’e de soruyorum ve çok ilginç bir cevap alıyorum: 
“Kocam hiçbir özel eşyamı karıştırmaz. Çünkü bunların arasında görmek, bilmek istemeyeceği şeyler bulmaktan korkar. Hayatımda, ona tercih edeceğim biri varsa, zaten bunu söyleyeceğimi bilir. Önemsiz bir şeyi de bilmemeyi tercih eder.” Sedef’in cevabı ilginç, çünkü “kocam hiçbir özel eşyamı karıştırmaz...” cümlesi şöyle de devam edebilirdi: 
Çünkü bana yüzde yüz güvenir! 
“Yüzde yüz güven olur mu hiç” diye itiraz ediyor Sedef. Yirmi yıllık evlilikte bir de yüzde yüz güven varsa, o kadının ya da adamın evdeki mobilyadan bir farkı kalmaz. Fazla güven romantizme zarar verir.”

Aynı şeyi, pop filozof Alain de Botton’a da sordum ve kendisine bir kez daha hayran oldum. Bu kez fikirleri yüzünden değil, sorularıma 24 saatten kısa bir sürede cevap verdiği için! Botton’un karısı da kocasının e-postalarını karıştırmıyormuş. “Birbirimizin sınırlarına çok saygılıyız. Bir miktar mahremiyetin, hatta gizemin, paylaşmak istediklerimiz konusunda bizi daha hevesli yaptığını biliyoruz” diyor, Alain de Botton sınırlarını anlatırken. Ona göre gizli bahçeler bir ilişkiye zarar değil tam tersine yarar getiriyor: 
“Başka insanların ilgimizi çekmesinin bir sebebi de, bizden farklı olmalarıdır. Ayrı zamanlar geçirip farklı şeylerle uğraşacağız ki, birbirimize gösterecek yenilikler olsun.” Onu bulmuşken tavsiye istemeyi de ihmal etmedim. Hem çift olarak kalıp hem kendi özelimizi koruma konusunda bize ne önerirsiniz, diye sordum. Kuralları baştan koymamızı söylüyor: 
 “İlişkinin en başında ne kadar özel alan istediğinizi açıkça ortaya koyun. Böyle bir deklerasyon için ilk buluşma bile erken sayılmaz. Böylece karşınızdaki sizin bu isteğinizi kişisel almaz. Bu isteğinizin, onu az sevmenizden değil, kendi özgürlüğünüze düşkün olmanızdan kaynaklandığını bilir.”

Aslında Alain de Botton da bu işlerin çok kolay olmadığını biliyor. 
Bilmese, “sizce boşanmalar neden bu kadar arttı” sorusuna, “beni asıl şaşırtan, insanların boşanmaları değil, neden hâlâ evlenmeye devam ettikleri” diye cevap vermezdi. Çift olmakla kendi özelini korumak arasındaki hassas dengede mükemmel bir formül olmadığını söylüyor: 
 “Evlilik dediğimiz şey, seks yapma, yakın olma ve aile kurma ihtiyaçlarından doğuyor. Bu üçünün aynı insanda, hem de uzun süreli olarak bulunması hiç kolay değil. Mesela, kaçamaklarla seks arzumuzu doyurabiliriz ama aileye ve yakınlığa zarar veririz.”

Fransızlar “cinq a sept” diyor. Tam tercümesi, beşten yediye. 5’te işten çıkıyorlar, akşam saat 7’ye kadar sosyalleşiyor, arkadaşlarıyla buluşuyor, güzel bir şarabın ya da sosyal flörtün tadını çıkarıyorlar. Eskiden, evli Fransız erkekleri “metres”leriyle buluşmak için akşam üstü 5 ile 7 arasını tercih ederlermiş. İşten sonra, aileyle yenen akşam yemeğinden önce. 
Zinanın suç, aldatmanın boşanma sebebi olmaktan çıktığı bugünün Fransa’sında “metres” kavramına yer yok. Ama 5’ten 7’ye geleneği devam ediyor. Fransızlar belki de bu yüzden çalışma saatlerinin artmasını istemiyor!
Fotoğraf: Pamela Hanson
Temmuz 2011

 

26 Haziran 2013 Çarşamba

Penti Plaj Koleksiyonu ile Kadınlar Bu Yaz Daha Renkli ve Daha İddialı!



















“Penti 2013 Plaj Koleksiyonu” tamamı mix&match mottolu tasarımlarıyla bu yaz özgür ruhların tercihi olacak. Alt ve üst beden ölçülerinin farklılığı düşünülerek kadınlara seçim özgürlüğü tanıyan Penti, tüm modeller ve kombinler için yaratıcılık ve özgürlük vaad ediyor.

Birbirinden güzel, farklı bikini altları ve üstlerinden oluşan plaj koleksiyonu, kullanıcıya birçok kombin yapma şansı tanıyor. Herkes kendi zevkine ve vücut tipine uygun bikini altlarını ve üstlerini seçerek kendi koleksiyonunu oluşturabiliyor.
























 “Parıltını Göster” sloganıyla beğeniye sunulan koleksiyonda ise, pul ve payet işlemelere sahip modeller, adeta güneşi kıskandıracak renkler barındırıyor. Siyahın asaletini altın rengiyle birleştiren koleksiyonda, bando üstlerin yanı sıra üçgen bikiniler ve mayokiniler de yer alıyor.

Boyundan bağlı mayolar, transparan detaylar ve brezilya kesim altlar, vücuduna güvenen, plajda da her yerde olduğu gibi şık ve fenomen olmak isteyen kadınlara hitap ediyor. Yaz şıklığını gündüz bikini modelleriyle, gece de plaj partilerinde tamamlamak isteyenler, Penti’nin ikon serisinde aradığını buluyor.

Plaj koleksiyonunda yer alan, bikinilerin renkleriyle uyumlu havlular, tüm plaj ihtiyaçlarını rahatça taşıyabilecek büyüklükte desenli hasır çantalar ve rengârenk jelibon görüntüsünde terlikler kadınların görünümünü tamamlıyor. Plaj kıyafeti olarak kullanılan kısa tişörtler, pamuklu dantelden püsküllü elbiseler, kısa batik şortlar ise sezonun olmazsa olmazlarından…

Bu arada Penti mağazalarında %50’ye varan indirim başlamış, ben bu fırsatı kaçırmayın derim.





















Bir bumads advertorial içeriğidir.

6 Haziran 2013 Perşembe

HERRY Yaz Alışverişi - Ferah Uzun Elibseler


Haftaya yokum kızlar, ufacık kaçamak yapıcam oğlumla... 

Yanımda olmalı diyerekten ve Yaz gelince mutlaka dolabımda da bulunması gereken beyaz elbise, etek veya jean alışverişi için yola çıktım.

HERRY tutkumu bilirsiniz önceki yazılarımdan,
Beyaz etek uçları dantel misali elbiseye bayıldım, netten bir resmini buldum ama bayanın üzerindeki gibi değil inanın .... daha güzellll
arzu edenler için kısası da vardı ama ben uzunu aldım,  sandaletlerle giymek için heves ediyorum.
Gelin gibi miss...

Birde yanında dayanamayıp aşağıdaki çiçekli elbiseyi de aldım..
oh püfür püfür...
Özellikle satenimsi dokudaki kumaş elbiselerde çok hoştu ama ben bu kez uzun istiyorum daha rahat olmak için... Desenler kumaşlar çok güzeldi... İlgilenenlere duyrulur...
Sevgilerimle...







11 Mayıs 2013 Cumartesi

Mutlu Hafta Sonları . . .

BU GÜZEL SICAK HAVALARDA !
Yüreğinizde sevgi dolu ÇOK GÜZEL bir gün dilerim ! ;))

 Unutmadan YARIIN Anneler Günü ----> Bu SON Uyarı ...



9 Mayıs 2013 Perşembe

İstanbul’da mutlaka görmeniz gereken 10 tarihi yer


Tarihi ile gerek yurtdışı gerekse yurt içi bir çok turistin ziyareti ile dolup taşan
 İstanbul’da mutlaka görmeniz gereken 10 yeri sizler için yazdık. 
www.iyidolas.com.tr
İstanbul, M.S. 330’dan günümüze kadar tam 3 farklı İmparatorluğa başkentlik yaptı. 
Bunun sonucunda farklı kültürlerin sentezi ve bir çok tarihi eser apaçık gözlerimizin önünde yer almaktadır.
 
Topkapı Sarayı
Bu saray günümüze gelebilmiş en eski ve en büyük saraylardan birisidir. İstanbul’un kurulduğu yer olarak bilinen Akropol tepesinde bulunur. Tarihi yarımada olarak bilinen coğrafyanın en uç noktasında 700.000 m2 özel araziye sahip bir alanda yer almaktadır. Topkapı Sarayı İstanbul’a yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerin başında yer almaktadır.


 

Galata Kulesi

İstanbul’un fethinden önce, Ceneviz sömürge kenti olan Galata’nın, savunma amacıyla yapılan 24 kulesinden, ayakta kalabilen tek ve en anıtsal olanıdır. Gerek gündüz gerek ise gece ayrı bir atmosfer ile ziyaretçilerini ağırlamaktadır.


Dolmabahçe Sarayı

Saray, Karaköy’den Sarıyer’e kadar uzanan sahil şeridinin Kabataş ile Beşiktaş arasında kalan bölümünde bulunmaktadır. Denizden yer alınıp doldurulmasıyla ortaya çıkan alana yapıldığı için Dolmabahçe adını almıştır. Bu alan, 400 yıl önce Osmanlı’nın en büyük koyu olarak bilinmektedir.

Ayasofya

Dünya kültür mirasının en büyük birkaç eserinden biri olan “Bazilika” önemini 1470 yıla varan tarihinden almakta. Yapıldığı dönemde dünyada kendisi kadar muhteşem bir eser daha insanoğlu elinden çıkmamıştır. İşte bu sebeple banisi Justinyen açılış töreninde ünlü Süleyman Mabedini kastederek “Seni yendim ey Süleyman!” demiştir.

Yerebatan Sarnıcı

Bizansın en büyük su sarnıcı olan bu yapı, mistik havası ve devasalığıyla kesinlikle görülmesi gereken en önemli yerlerden biridir.

Sultanahmet Camii
Çinilerinden dolayı “Mavi Cami” adıyla da anılan, 6 minareli bu yapı, Mimar Sinan sonrası cami mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Ayasofya’nın tam karşısında, birbirlerine adete güç gösterisinde bunulurlarmış gibi konumlandırılmıştır. Mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’dır.

Rumeli Hisarı

İstanbul’un Sarıyer ilçesinde bulunduğu semte adını veren hisardır. Boğazın en dar yerinde Fatih Sultan Mehmet tarafından savunma amaçlı olarak, Anadolu Hisarı’nın tam karşısına inşa edilmiştir. Burada konserler de düzenlenmektedir.

Kız Kulesi

İstanbul ve Üsküdar’ın sembolü haline gelen bu kule, yalnızlığın ve aşkın da sembolü olarak görülür. İki kıta arasındaki konumu sebebiyle de eşi benzeri olamayan bir yapı olarak anılmaktadır..

Çinili Köşk

Arkeoloji Müzesi karşısındaki iki katlı enteresan binadır. Fatih Sultan Mehmet’ in Topkapı Sarayında yaptırttığı ilk binadır. 1472 Tarihli yazlık köşk, sütunlarla hareketlendirilmiş cephesi, eyvanlı terası ve kesme çini dekoru ile Selçuklu tesirinde bir erken Osmanlı örneğidir. Giriş duvarında uzun kitabe yer almıştır. Giriş bölümü, üzeri kubbeli bir mekan olup, yanlarda tonozlu odalar yer vardır. 13-19 yy. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait seramik ve çiniler kronolojik sıralı sergilenmiştir 16 yy. İznik yapımı çiniler müzenin önemli eserleridir.

Yedikule Zindanları

İstanbul ve Türkiye’nin en eski açık hava müzelerinden birisidir. Her tarihi yapı gibi bu eser de uzun ve önemli bir tarihe sahiptir. Bizans döneminde yabancı kralları ağırlama amacıyla yapılan bu eser, Fatih Sultan Mehmet döneminde, 3 kule daha eklenerek 7 kuleli bir garnizon halini almıştır.





26 Nisan 2013 Cuma

Güzelllll Bir hafta olsun ------> Yalın - KASMA


Kuş uçuşu burdan ne tutar oralar
Hani kapasam gözleri karşımda sen vardın
Hani aşkta mesafe yoktur falan tamam
Ama dokunmak sarılmak diye bir şey de var
Kasma kasma kasma kasma
Kasmadan da olur işte
Özlüyorsan duramıyorsan
İçine atıp susma böyle
Gel diyorum sana ben
Bu iş olur diyorum sana ben
Tutma tutma tutma tutma
Elinden kayar böyle
Sert düşüşe razı gönül o kahraman
Sabrına az hayran çokça düşman
Bir temas bir koku bir sese inanan
Yanında durmalı yarın da olmalı

25 Nisan 2013 Perşembe

LİKYA GEZİSİ : Fethiye - Dalyan - Kaunos - İztuzu Plajı - Göcek - Balıkesir - İstanbul - 2.Tekne Turu


Nisan'dayız ama Fethiye'de 3.günümüzde hava çok sıccak...

Hımm ben yaz çocucuğum zaten sıcağın en sıcağı olsun bana mısın demiyorum:)

Otelimizde sabah kahvaltısından sonra yolculuga devam, diyorum ya bu tur 1 hafta olacak tadına varacaksın diye :P


böyle sıkıştırmak olmuyor sabahın erken saati uyanmak zor ...

 

LİKYA GEZİSİ : Fethiye - Dalyan - Kaunos - İztuzu Plajı - Balıkesir - İstanbul - 2.Tekne Turu

Burada yerliden çok yabancı turist var kardeşim, bizden çok kültürel gezilere önem veriyorlar. Üstelik Türkiye'de tatile çıkan kesimin sadece %7si tur ağırlıkşı katılıyormuş, yani az çok az.
Peki sizce tatil nedir???
Halbuki bence bir otele gidip yatıp yiyip geri dönmekten daha değerli ve renkli geliyor artık bana... Gerçi son dönemlerde fırsat siteleri sayesinde bu rakam %10ları bulmuş, daha güzel günler olacak, göreceğiz..



Gelelim göcek'e ... 
Bineceğimiz kanal teknesiyle, saçlarından sazlıkların, gözyaşlarından da denizi Köyceğiz Gölüne bağlayan su kanalının oluştuğu, efsanesi dilden dile anlatılan Byblis ve Kaunos’un hüzün dolu hikâyesini dinleyerek, kaya oyma kral mezarlarını görüyoruz. O kadar çok saz varkiii git git bitmiyor, Sazlıkların oluşturduğu kanalda Atlantik Okyanusundan Anadolu sahillerine yumurta bırakmaya gelen Dünyaca ünlü Caretta Caretta cinsi deniz kaplumbağalarını görmek için çocuklar için süpper bir tur bu program ve denize girmek için İztuzu Plajına gitmek için tek fırsat ! Mavi yengeç'le besliyorlar, isteyen tadına da bakabiliyor, fakat araştırmalarıma göre dinen bu durum caiz değil . . .





Eski Likya yerleşim alanlarından Göcek'te kanalda ilerlerken yine oyma kaya mezarlar var, bu en büyük olan krala aitmiş, bitişiğinde de 5 tane daha var daha küçük ölçülerde....
Ölüler yakılsalar bile Kayalar oyularak buraya defnedildiklerinden inanç gereği en yüksek yerlerde Allah'a yada tanrılara yakın oldukları düşünülüyor. 

Gördüğünüz gibi gez gez bitmiyor güzel Türkiye'm. 
Birde unutmadan genel olarak Gizemli Likya turunda Yemekler : Ben nereye gitsem zeytinyağlıları ve waflle buluyorum:) 
ayrıntı sorarsanız Alabalık, Tavuk, Sucuk Köfte güzeldi.
Salata severler için ise Açık büfe zeytinyağlılarla aç kalmadan geçireceğiniz güzel bir paketti.



Artık dönüş yolundayız, Sabaha karşı İstanbul'da olacakmışız... Artık yarın işe nasıl gidilir bilmiyorum, üzerimde de tatlı bir bronzluk :)
Sevgilerimle...











LİKYA : Ölüdeniz - Kekova – Batık Şehir – 1.Tekne Turu - Antalya - Kaş

Bol Güneş, deniz, kum ve tarihi değerlerimizle devam ediyoruz..
Gizemli likya tatilimizden 2.part

2.Gün : Ölüdeniz - Kekova – Batık Şehir – 1.Tekne Turu - Antalya - Kaş

Günleri karıştırmış olabilirim sıralamada :P Çok güzel çiçeklerle dolu heryer, burada ki insanlarda yaşıyor bizde ... Özensek de acaba kaç gün yaşarım bilemiyorum :) 

 Unumadan Yamaç paraşütü deneyen oldu mu aranızda ??? Cesareti ve manzara hastalığı olan için enfess bir fırsat olabilir bu gezi... 




İlk tekne turumuza bugün çıkacagız diye bahsederken böyle güzel bir turkuaz hiç görmedim başta söyleyebilirim... Kesinlikle Türkiye'nin en güzel denizi burada...

Mutlaka tadına varın... 

Saklı bir koyda Kekova'da gizlenmiş. 

Çivi gibi denize girenler de oldu tabiki ... 

Aslında daha anlatmak çoook resim eklemek lazım elimdekiler bunlarla sınırlı... Birde biraz rahatsızdım bu gezimizde çok canlanamadım diyebilirim...

Güneşin batışına da şait olun istedim, bize Yüksel Türk kahvesi iktam etmişti, hadi imrenin birazcık.







 

 

 

GİZEMLİ LİKYA TUR - Yakapark - Saklıkent - Ölüdeniz - Kayaköy - Fethiye

19 - 23 Nisan arası Hola Tur ile çok güzel bir kaçamak yaptık... 
Serdar Bey'e öncelikle çooook teşekkür ediyorum. 
Veee bizimki sıkıştırılmış olsa da herkese bu güzel gezinin geniş program seçeneklerini öneriyorum...

Gelelim ayrıntılarına :)

 

 1.Gün : Yakapark - Saklıkent - Ölüdeniz - Kayaköy - Fethiye - Kalkan – Kaputaş Plajı


Gece ve uzun yolculuklar açıkçası bana çok zor geliyor, otobüsle sabah saatlerinde Afyon civarlarında bir kahvaltı yaptık, ve ilk olarak yeşillikler içinde Saklıkente büyük kanyona ulaşıyoruz... Miss gibi bir hava çivi gibi yapıyor insanı... Rehberimiz Yüksel ÇIRAK'ın eşliğinde Akdağların dibinde gizemli yolculuğumuzun ilk durağı :)
Meraklılarına harika fotoğraf molası :) biz gezelim görelim modundaydık ...

 

Çok resim çekemedim bu gezimde kusuruma bakmayın lütfen, Eşsiz bir yeşillik, yemyeşil doğa, tertemiz çam kokusunu ile devam ederek öğlen yemeği için yakaparka çıkıyoruz, alabalıkları önce seviyoruz sonra yiyorsunuz...


 


Saklıkent'te kanyondan sonra bizim dikkatimizi en çok likya döneminden kalan kaya mezarlar oldu, birde size antik kalıntıları olan tiyatronun da resmini de ekliyorum...
Otobüse sonrası ise kaya köye gidiyoruz, çok enteresandır evlerin çatıları yok 2000-3000 kişi yaşamış zamanında, taş bir köy ve oldugu gibi korunmuş, çok güzeldi... Eşim deveyle ilgilenirken ben oğluşum için tahta oyuncakalra dalmışım o sıra . . .




Ve akşam saatlerinde ölüdenizin o güzel kumsallarındasınız...
Bütün resimler bizimle dolu en sadesini yayınlıyorum sizin için ister yüzün, ister fotoğraf çekin, ister tatilin tadına varın... Biz Seril 2 otel'de konakladık, yemekleri güzeldi... Bugün bitti 2.partta devam edeceğiz.



Benzer Yazılarım ...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beni İzle :)

...♥ Zeynep'le Güne Merhaba ♥...

'Ve sen yine denendiginde
ve yine kalbin daraldiginda
ve yine bütün kapilar yüzüne kapandiginda
ve yine ne yapman gerektigini bilemediginde
Uzun uzun düsünve hatirla Yaradanini!
Allah kuluna kâfi degil mi?
(Zümer/36)

Neler Olmuş - Hürriyet'ten Seçmeler