Bu Blogda Ara

25 Şubat 2019 Pazartesi

Ev Yapımı KURU DOMATES SALATASI

 

Size lezzetli mi lezzzetli, Sağlık dolu bir önerim var !

 

Bu haftasonu annemin günü vardı, 

dost muhabbetine katılım çok olunca sofra da şenlik oluyor tabiki... 

Güzel yanı; ev sahibine her gelenin (yeni bir lezzet) ikramlık getirmesi...

sormayın 12 çeşit mi desek 15 çeşit mi oldu ...

suçluyum !!! o muhteşem sofranın size resmini çekmeyi unuttum :(


Kış domatesleri malum sera üretimi, ne lezzetini ne kokusunu bulamıyorum :(
ister dalından alın ister çeri olsun yaz mevsiminde yıkamadan yiyesi gelir insanın...
Kuru domatesler ise; 
yazın o en güzel zamanların da alıp yün ipe dizilerek kurutuluyor, 
kuru patlıcan, biber, kuru domates dolmalarını çok severim, çok da yaparım...
ama kuru domates salatasını ilk defa denedim...
ve sonuç 
Muhteşem
T A V S İ Y E   E D İ Y O R U M M M M  💕💕💕💕💕


KURU DOMATES SALATASI için Gerekli Malzemeler :


1 paket kuru domates 350 gr. / (ip'te isterseniz yarım dizi de alınabilir) 
1 su bardağı çekirdeksiz Soslu Zeytin (BİM'den aldım)
1 pk. Kuru Üzüm,
Yarım su bardağı çekilmiş iri Ceviz 
1 kutu Mısır
Kornişon Turşu
1 demet Yeşil Soğan
1 demet Maydanoz
1 demet Dere Otu
arzuya göre taze Nane / Roka'da ekleyebilirsiniz (ben bol yeşillik seviyorum)
1 Ad. Limon
Nar ekşisi - Zeytinyağ 
  
Yapılışı : Domateslerinizi yıkayıp 20 dk kaynatın, 
akabinde bütün malzemeleri dilimleyip büyükçe bir kapta karıştırabilirsiniz...
Bol yeşil, ekşimsi ve sağlıklı bir tatla sizi başbaşa bırakıyorum,
Afiyet olsun...



 

18 Şubat 2019 Pazartesi

Ölmeden önce görülmesi gereken 1000 yer : TARİHİ CAĞALOĞLU HAMAMI

TARİHİ CAĞALOĞLU HAMAMI'NDA HAMAM KEYFİ / KESE VE KÖPÜK MASAJI MUHTEŞEM

GELİN HAMAMI için özellikte tavsiye edilir !!!


 

Hepiniz sıcacık bir Merhaba

hatta şöyle miss kokulusundan ve yumuşacık... 
Bu kültürü sevenlerdenseniz, 
yazarken bile hissiyatımı size yansıtmayı çok isterdim.


Birazcık tarihinden bahsedeyim öncelikle sizlere ...

280 yıllık tarihi eser halen hamam olarak kullanılıyor

Osmanlı & Türk Kültüründe hamamın yeri oldukça yüksek, sadece yıkanmak olarak düşünmeyin, 
sosyal kültürel merkezler olarak öneme sahiplerdi. 
1. Mahmut'un 1741 yılında yaptırdığı, İstanbul'un en önemli tarihi ve turistik mekanları arasında yer alan hamam, 
Ayasofya Külliyesi'ndeki kütüphaneye ve Ayasofya Camiine gelir sağlamak için yaptırılmış.

Patricia SCHULTZ'un dünyada çok satan "Ölmeden önce Görülmesi Gereken 1000 Yer" seyahat kitabında yer almasıyla 
Turistlerin yoğun ilgi gösterdiği, ünlülerden tutun devlet adamı, sanatçı, edebiyatçıların vs. akınına uğrayan bir mekan.. 

Sol girişinde bakın duvarına daha kimleri göreceksiniz...


Kadın erkek ayrı bölümü mevcut, hijyen ve temizlik açısından tescilli bir yapıt.
Girişinizden sonra takunya, peştamal, kese ve kullan at çamaşır veriliyor, yanınıza bir şey almanıza gerek yok 
hatta çıkışınıza hazırlık için saç kurutma makinesi bile mevcut.

Şimdi; 

kendinizi bu sıcacık hamam taşına ve sıcak suyun rahatlığına bırakın ....



yarım saat yumuşadıktan sonra sizi natır diye anılan bayanlar alıp göbek taşının üzerine alıyorlar :)
sıcaktan gerçekten bunalmıyorsunuz özellikle yazmak istedim.
Öyle güzel kese yapılıyor ki, 
inanın tüm ölü derilerinizden sıyrılıp bebek gibi bir cilde kavuşuyorsunuz, 
ipek keseden sonra saçlarınızı bile şampuanla yıkıyorlar en son
Soğuk su !

Arada sırada da olsa bu deneyimi sizinde yaşamanızı tavsiye ederim..

Özellikle bu güzel banyo ardından yapılan yağ masajını.. 




İncelemek isterseniz 
size internet adresini ve sosyal medya adreslerinin linklerini aşağıya bırakıyorum..

Sevgilerimle



12 Şubat 2019 Salı

EVLİLİK DÜĞÜN HAZIRLIKLARI derken...

Kimse bekar kalsın istemez, 

yani içinden geçer mutlaka o güzel beyaz gelin olmak 💕💖💞

Yaradanım TEK sadece, 

herkes eşini bulsun mutlu olsun ister büyüklerimiz...

Ama bu yazım farklı, okumaya değer, kesinlikle her kelimesiyle çok değerli...


“Yaklaşık 2 yıl önce evlenmiş bir adamın evlilik sürecinde yaşadıkları ve bekarlara tavsiyeleri:
Yaşım 30’a yaklaşınca ailem ve akrabalarım “Daha ne zaman evleneceksin” baskılarını artırdılar.
Sürekli olarak bir tanıdık kız tavsiyeleri vardı.

Sonunda yakın bi arkadaşımın tavsiyesiyle, biriyle görüşmeye karar verdim.
Bir akşam arkadaşımın benimle görüştürmek istediği hanımefendiyle dışarıya çıktık.

Sakin efendi bir kızdı. Kafalarımız ilk dakikadan itibaren uyuştu.
Evlenme fikri iyiden iyiye kafama yerleşti. Ailelerimiz de hemen hemen aynıydı.
Ortalama geliri olan mütevazı yaşan insanlardı.

Aslında bu aşamalarda Evlilik, Kına, Düğün hazırlıklarına dair bir yazım vardı,
çok kimseye de faydası oldu onu paylaşıyorum sizlerle...
KIZ İSTEME - SÖZ - NİŞAN'a dair herşey

Ama; 

yazının başında dedim ya 

Tam bu telaşlara başladığınız sırada 

bu yazıyı da okumanızı istiyorum dostlarım...


Evlilik konuları açıldığında kendisinden önce evlenen arkadaşlarının nasıl evlilik teklifleri aldıklarından bahsediyo, her detayını uzun uzun anlatıyordu.
Sürprizler, organizasyonlar, balonlar, lüks restoranlar, pahalı tektaş yüzükler vs. vs…
aslında birçoğu romantik filmlerdeki ya da dizilerdekinin aynısıydı.
Muhtemelen kendisi de böyle şeyler bekliyordu.
Sonuçta böyle şeyler ÖMÜRDE BİR KERE yapılan şeylerdi.

Kendimi hazırlamıştım o akşamki yemekte evlilik teklif edecektim.
Lüks bir restorandan rezervasyon yaptım. Tektaş yüzük aldım.
Kıyafet ayakkabı vs.. hazırlandım gittim.
Yemekten sonra onun beklediği şekilde dizimin üzerine çöküp evlilik teklif ettim.
Filmlerdeki, dizilerdeki gibi

Kabul etti.



İkimiz de çok mutluyduk. Tabi bu gecenin bana maliyeti yaklaşık 3 Bin TL oldu.
Sırada kız isteme, nişan, düğün faslı vardı.
Bu işlerden çok da anlamadığım için kız arkadaşım bana yapılması gerekenleri söylüyor
bende ne lazımsa alıyordum.
Kız istemeye giderken çiçek çikolata devri maalesef kapanmış.
Özel gümüş gondol içinde en kaliteli ve en pahalı çikolatalardan almak, en büyük çiçeği yaptırmak gerekiyomuş
E kız istenirken damat şık olmalı malum..
Takım elbise, çiçek,çikolata derken 2 bin tl de burda masraf ettikKahvelerimizi içtik aile büyükleri kızı istedi.
Gecenin sonunda çok mutluyduk.
Nişan günü belirlendi hazırlıklar başladı.
Salon, kuaför, bohçalar, yüzükler, elbiseler, fotoğrafçı vs. derken 6 Bin TL masraf ettik.
Yakın akrabalar ve arkadaşlarımızın katılımıyla güzel bir gece oldu
“Olsundu mutluluğumuz için her şeye değerdi. Ömürde bir kere oluyordu sonuçta.”

Şimdi sıra kına ve düğündeydi. 

Mütevazı bir semtten evimizi tuttuk.
 Fakat ne o evi doldurmak için ne de düğün masrafları için ikimizin ailesinde de para yoktu.
Kendi birikimimi de evlilik teklifi nişan vs derken bitirmiştim. Ailemin birikimi de ancak takılara yetecekti.
Ailelerimizi yormamak için kredi çekmeye karar verdik.
80 Bin TL kredi çektik. Evlendikten sonra takılan takılarla bir kısmını kapatıp gerisini de taksitle ödeyecektik.

Evimiz için alışverişe çıkmaya başladık. Mobilya, halı, perde, beyaz eşyalar vs derken 36 Bin TL harcadık.
 “Olsundu mutluluğumuz için her şeye değerdi. Ömürde bir kere oluyordu sonuçta.”
Bu arada düğün salonunu bulduk, alyans, davetiyeler, nikah şekerleri, gelinlik, damatlık,
+düğün albümü çekimleri, saçı makyajı, yakın akrabalar hediyeler, bahşişler, çiçekler vs derken
elimizde kalan paranın 30 Binini de böyle harcadık.
Düğünden sonra balayı tatili olmazsa olmazdı.
İyi bir acenteden balayı için tatil satın aldık. 5 Bin de orada gitmişti.
Düğünden bir gün önce kına gecemiz vardı. Yine aynı prosedürler burada da işledi.
Salon, kıyafet vs. vs. 9 Bin TL maliyetle kına gecemizi de yaptık.



Düğünümüz tam da eşimin istediği gibi oldu. Arkadaşları ne yaptıysa biz de yapmıştık. 
Kimseden eksik kalmadık çok şükür (!)


Düğün, balayı tatili bitti. 

Acı gerçeklerle yüzleştik. 

Toplamda 90 Binin üzerinde masraf yapmıştık. 

Benim ailemin aldığı 20 Binlik takı ve eşimin ailesinin aldığı hediyeler hariç! 

Çektiğimiz kredinin bir bölümünü takılarla kapattık. 

Geri kalanını da taksitle 2 yıldır ödüyoruz. 

 

İkimiz çalışmamıza rağmen birimizin maaşı krediye gidiyor. Diğerimizin maaşı da evin ihtiyaçları, kira vs derken ucu ucuna yetiyor.
Bazı aylar onu da yapamıyoruz. Bu maddi sıkıntılar yüzünden eşimle kavga ediyor.
Birbirimizin kalbini kırıyoruz.
“Mutluluğumuz için her şeye değer” derken, meğerse mutsuz olmak için her şeyi yapmışız.
Sonradan düşündükçe anlıyor insan,
evlilik teklifi için lüks restorant ve en gösterişlisinden tektaş yüzük olmasa olmaz mıydı acaba?

Kız isteme bölümünde en lüks çikolata ve çiçek yerine, orta halli olsa olmaz mıydı?
Ev için aldığımız misafir odası, misafir yemek takımı, misafir masası, en lüksünden beyaz eşyalar,
koltuk fiyatına küçücük sehpalar olmasa olmaz mıydı?
Kına gecemizi şaşaalı değil de daha mütevazı yapsak,
hatta balo gecemizin içinde olsa olmaz mıydı?
Düğünümüzü uygun fiyatlı bir salonda yapsak, o gelinlik yerine diğerini alsak,
o beyaz smokin yerine uygun fiyatlı başka takım elbise alsak,
 hatta o en bilinen markadan olmayıverse

Olmaz mıydı?



O zaman sosyal medyada düğününün her detayını paylaşanlardan, arkadaşlarından,
Fatma Teyzelerin, İbrahim Amcagilin düğünlerinden eksik kalırdık.
Nasıl da ayıplarlardı bizi, küçümserlerdi belki de..
Velhasıl 2 yıldır çektiğimizi bir biz biliyoruz.
 Sözde mutlu olmak için ömrümüzün ve evliliğimizin en güzel 2 yılını 3 saatlik bir düğün için harcadık.
Borcumuz ne zaman bitecek belli değil.
En güzel düğün bizimki olsun diye daha kaç yılımızı kavgalarla heba edeceğimiz belli değil.
Sen sen ol bekar kardeşim, yapma!
“Mutlu olmak için evlen, BORÇ ÖDEMEK İÇİN değil!” Ömrünün en güzel yıllarını bankalara ipotek etme.
Düğünde hediye ettiğin süslü ponponlu şekerlerin unutulur,
ama maddi sıkıntı durumunda eşine söylediğin en küçük söz yıllarca yara olarak kalır!..
Düğünlerdeki gereksiz harcamalardan kaynaklı ekonomik sıkıntılar, sıklıkla boşanmayla sonuçlanıyormuş.
Herkesin şikayet edip, ama herkesin de ağına düştüğü tuhaf bir cendere bu:/
Şu hadisi şerif ışık olmalı evleneceklere;
“Nikâhın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır”
.
Kaynak: Küpbiber
LÜTFEN PAYLAŞALIM Kİ OKUMAYAN KALMASIN
BELKİ O ZAMAN SEVGİ İLE AŞK İLE
İLETİŞİMLE, SAYGI İLE KURULAN GÜZEL YUVALARA VESİLE OLURUZ......



8 Şubat 2019 Cuma

MİNİMAL SADE Bir Ev Dekorasyonuna Doğru ...

Minimalizm; 

Aslında sadece bir dekorasyon stili değil, başlı başına bir felsefe ve tarz kaynağı ...
Mies Van der Rohe’nin “Less is more!” yani ‘az çoktur’ sözüne dayanıyor. 
Mümkün olduğunca az eşya kullanarak evinizde ferah, geniş ve kullanışlı alanlar oluşturmaya doğru giden 
bu yeni bakış açımla sanki özene bezene kurduğumuz evler de bir anda insana herşey fazla gelmeye başlıyor...


* Öncelikle fazla eşya yoğunluğunu azaltmalı,
* Duvarların rengi soft tonlar hatta direk beyaz tercih edilebilir,
* Koltuklarınız rahat, duvardaki resimler bile sade, rahatlatıcı görselller olmalı, (yaprak çiçek)
* Mobilyalar beyaz hatta en fazla ahşap tik kombini düşünebilirsiniz,
* Ev aksesuarlarını, hatta kıyafetlerimizi bile azaltıyoruz...

Yani;
Minimalist dokunuşta olmak öyle sadece beyaz mobilya tercih etmekle de yeterli değil,  
Ya da en azından ben iyice her şeyin yoğun olduğunu hisseder oldum...

Fotoğraf ekliyorum size bir kare salonumdan,
Klasik Türk Evi dokunuşlarıyla ...
Mesela artık salonda oturuyorum bir odayı oğluma, bir odayı kızıma düzenledim...
Sadece misafire tahsis edilen, o dokunulmamış odalara hitap ettiğmiz yaklaşımda başlı başına bir fazlalık bence,
Mobilyalarıma gelince; 
Avangart tarzı herzaman kendime yakın bulurum ama öyle oymalı filan değil mobilyalarım beyaz ve düz lake... 
Moderne yakın sadece lükens ayaklarla kendimce bir model tasarladım ve sağolsunlar istediğimi de yapmışlardı  o zamanlar,
Ama gel gelelim evleneli 10 yıl oldu evlenenli, 
Olsun israfa karşıyım, 10 olsada hala onlarla ilgili sevgim devam ediyor... 
Bence atmamalı değerlendirmeli.
Gözüme o zamanki modellerle tasarladığım çiçek dokunuşlu koltuk - halı kombinim yoğun geliyor, sanki en sade halıyı tercih etmeme rağmen fazla gelir oldu ve ufak bir değişimle kendimi mutlu etmek istedim ... 

Ve yenisini de alttaki resimde ekliyorum ...
Yorumlarınızı bekliyorum...









18 Ocak 2019 Cuma

Yatak Oda'm :) Sizlerle Paylaşıyorum...

Tam 10.seneme girmiş bulunuyorum evliliğimde...


çokk hevesle aldığım yatak odamdan başlamak istedim....

BEYLERBEYİ AVANGART LAKE YATAK ODASI TAKIMI


Yıldız Mobilya' ya ait

aslında model olarak ZEUS la arasında kalmıştım ama o sıralar :)

gün geçtikçe iyi ki dediğim çok oldu net beyaz yerine krem tercih etmek,

yatak başı da daha çok hoşuma gider oldu...

Beğenize sunuyorum...


  























  •  
  •  
  •  
  •  
  • MASKO MODOKO çok yere bakabilirisiniz mobilya alırken, çok markalar var bırakın beni çıkasım gelmiyor dekorasyon mağazalarında genel olarak... 

    NİL's EVGÖR vs. yerli birçok yere bakabilirsiniz...  



  •  Beylerbeyi Yatak Odası ;  Gardrop - Karyola ve Başucu - Şifonyer - Şifonyer Aynası ve 2 adet Komodinden Oluşmaktadır. 
  • Evinizin alanına veya zevkinize göre istediğiniz modülünü tek olarak sipariş verebilirsiniz
  •  
 Yeni gelinler ya da evini yenileyecekler için biraz daha detaya gireyim istitorum sizler için ;
  • Dikkat çekici ihtişamlı duruşu ile evinizde büyüleyici bir güzellik oluşturacak özel seri
  • Avangarde mobilyanın en güzel yorumu
  • Modelin çekmecelerinde tandem ray sistemi kullanılmıştır
  • Üst düzey malzeme kalitesi
  • Şifonyerde gardolap kapağında ve karyola başucunda döküm kabartmalar
  • Modele özel modelin ağır görünümünü destekleyen kulp tasarımı
  • Komodin ve şifonyer çekmece içerisinde kırmızı kadife döşeme kullanılıyor
  • Gardrop içerisinde sensörlü askılıklar
  • Gardrop ayna kapak üzerinde lazer işlemeler bulunmaktadır
  • Takımın rengi komple ekru(krem) rengidir.
  • Ürünün ön yüzeylerinde parlak membran malzeme kullanılmıştır.
  • Şık başlık çerçevesi döküm malzemeden oluşmaktadır
  • Başlıkta kapitone işlemeli kadife kumaş kullanılmaktadır
  • Modelin şifonyer üst çekmecesi aksesuarlarınız için tasarlanan şık bir detay oluşturuyor
  • Dolap kapaklarında ve çekmecelerde özel stopper (yavaşlatıcı) sistem kullanılmaktadır



Ürün Ölçülerine gelince : 
 
Ürün ÖlçüleriGenişlikYükseklikDerinlik
Dolap 260 220 70
Karyola ve Başucu 235 166 210
Şifonyer 150 86 47
Komodin 2 adet 65 47 47

     

15 Ocak 2019 Salı

Kahvaltıya Taze Lezzet / EV YAPIMI KREM PEYNİR

 

Çocuklar Kahvaltı da En Çok Ne Sever ???

KREM PEYNİİİİRR



Ben mutfakta zaman geçirmeye, yedirmeye bayılıyorum;

Anadolu misafirperverliği ile büyüdük :)

hem daha doğal, katkı maddesi açısından daha güvenli 

hem de anlık tadı ile daha lezzetli sonuçlar oluyor ....

 

 

 

Son favorim krem peynir 'LER

Sütü kesip LOR peynir çıkartmayı biliyor musunuz ?

 

DOĞAL 1 lt taze sütü kaynatın. Yada günlük süt de olabilir,

 Fokurdayıp hareketlendiğinde ister 1-2 çorba kaşığı sirke, 

ister 2-3 çorba kaşığı limon sıkıp, kestirin. 

Limon tadı ekşimsi tadı ben daha çok seviyorum, sirke ile yapanlar da var.

 Yavaş yavaş topaklanma başlayacak, bu tazecik loru az tuzlayıp salata , çorba ve yemeklerinizde kullanabilirsiniz. 

 

 Biz Gelelim 

KREM PEYNİR'e

Hazırladığımız bu tazecik lor peynirimizi  alıyoruz;

Az tuz, saf zeytinyağ (ben artık erimiş soğumuş saf tereyağ tercih ediyorum) 

ile rondomuzda çekiyoruz...

Şimdi buyrun kahvaltıya ya da Enfes bir cheescake yapabilirsiniz ...

Yada krem peynirinizin içinedamak tadınıza göre sarımsak, dere otu, çörek otu, 

fesleğen, taze nane ve fıstık katıp OTLU Peynir 'de deneyebilirsiniz...

Afiyet bal şeker olsun ...

 




31 Aralık 2018 Pazartesi

Beyaz giyme toz olur, Siyah giyme söz olur. Gel beraber gezelim Muradımız tez olur...

TREND ALARMI:

BAŞTAN AŞAĞI BEYAZ KOMBİN GİYİNMEK bu kış çoook MODA


akımın tabiki öncüleri popüler ikoncanlar, tasarımcılar, defileler :)

KİM DEMİŞ KIŞIN BEYAZ GİYİNİLMEZ DİYE ??

sordum sordum tam cevabımı bulamadım, üstelik insan kendini beyazlar için o kadar saf ve temiz hissediyor ki... 

ister spor bir sokak kombini ile isterseniz klasik bir beyaz takım elbise ile inanılma şık olabiliyorsunuz.. ben çok yakıştırdım kendime ... oldum olası çok da severim hani beyazı :)



 Jennifer LOPEZ'in salınışına bakın ya ben bittim !!! 👍👍👍👍👍👍👍

ya Victoria BECKHAM'ın triko kombini nasıl görmezden geleyim !!! 

Hatta KOTON'da gördüm triko etek kesinlikle beyaz tavsiye ediyorum...

 


En basitinden bir ceket alıp çıkası geliyor insanın karların içerisine ... 

@instagram fotolarında kar eklemek için artık nerelere gidersiniz bilemiyorum İstanbul'lular :)



BEYAZA HAKSIZLI KETMEYİN KIZLAR, 

GERÇEKTEN HER ZAMANIN FAVORİ AS PARÇASI, 

HER ZAMAN DOLABINIZDA ŞIK BİR KABAN, BEYAZ ELBİSE YADA JEAN OLMALI !!!

Alışkanlıklarda zorlanırsanız pudra , kahve hatta açık mavi ile yumuşak geçişler yapabilirsiniz

Sevgilerimle











26 Eylül 2018 Çarşamba

STARBUCKS ÇİKOLATA DAMLA KURABİYE *** Ödüllü Lezzet Misto Cookie

Muhteşem bir tarifi paylaşıyorum sizlerle

Lezzet - Kıvam - Koku 10 Numara !!!

 

     Malzemeler

  • 2 yumurta sarısı
  • 150 gr tereyağı ( artık evimde margarin kullanmıyorum !)
  • 100 gram pudra şekeri (1 büyük çay bardağı)
  • 1 çorba kaşığı su
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı dolu tarçın (damak tadınıza göre az ya da çok koyabilirsiniz)
  • 1 su bardağı çekilmiş ceviz (iri taneli olsun)
  • 1 çay bardağı damla çikolata
  • 2,5 - 3 su bardağı un (elinize yapışmayacak kurabiye kıvamı olacak)


Oğluşum bu sene 2.sınıf, okula pratik yanına koyacak tarifler peşindeyim .... 
Aklıma Bosna'lı gelinimizin yaptığı bu kurabiye geldi
hem uzun dayanıyor hem de çok seviyorum,
hatta bir ara baba oğul brlikte yapar olduk :)
sadece sosyal faaliyet diyelim yanlış anlaşılmasın :P

Bu tarif üstelik starbucksta ödül almış 👍👍👍👍👍👍
ve sahibi bu tarifi paylaşmaya karar vermiş duyduğum kadarıyla !!

  1. Yumurta sarılarını ve oda sıcaklığında tereyağını elinizle yoğurun, sonra pudra şekeri, su, vanilya, kabartma tozunu ekleyip karıştırmaya devam edin.
  2. Tarçını ve cevizi de hatta yavaş yavaş unu ilave ederek hamur kıvamına gelsin, hamur elinize yapışmasın ama çok sert de olmasın.
  3. Erimemesi için yoğururken damla çikolatayı en son ilave ediyorum, sadece içine karıştırın.
  4. Püf noktası ::: hamurumuzu yağlı kağıt veya benim gibi buzdolabı poşedinde büyük bir rulo yapıp, buzlukta 30 dk. bekletiyoruz.
  5. Dondurucudan Çıkarıp 1-2 cm. gibi dilimliyoruz, son olarak 180 derece fırında pişirin. bu kadar pratik :)

AFİYET OLSUN





4 Eylül 2018 Salı

ASLINDAaaa BEN TERZİ DEĞİLİM !!! Dikişi bilmem :)

Bir heves yaparım ne olacak dedim ve kızımın odasına fon perde diktim :)))

 

Daha önce size neredeyse türlü konularada yazılar yazdım... 

Yemek tarifleri, ev banyo vs. Dekorasyon, Bebek gelişimi ve alışveriş hazırlıkları, hatta Cinsiyet belirleme, kendi yaptığım veya çoook beğendiğim DIY projeleri, Gezi önerilerim, Fotoğraf, Moda... 

Hala say say bitmiyor ne mutlu :)

Aslında; 
Sadece dikiş nakış bilen teyzelerimden ne gördüysem büyüyen biriyim,  
dikişle uzaktan yakından alakam olmadı malum küçük çocklara iğne makine filan verilmez...


 

Ama insanın kız çocuğu olunca hevesler ilgiler değişiyormuş, 
incik, boncuk, dantel, süs dikkat çeker oldum... 
internet deseniz google amcaya yazın gitsin size ilham verecek o kadar becerikli blogcular var ki  mesela laçin favorim 
Bebek odası için İSMEK hocalarımıza osmanlı ipeğinden uyku seti diktirmiştim, 
eminönü mahmutpaşada yastığını aldım elime en yakın tonunda kumaş aldım öncelikle 
(Astek, inci dantel, Bursa kumaş tavsiyelerim... yok yok)
Eni 3m. olan kumaştan 2,5m aldım. 
Metresini 25-35 tl arasında bulabilirsiniz... 
önce tavandan yere duvarımı ölçtüğümde 260 çıktı e 5 cm.de fazlalık olsun diye dökümlü durması için düşündüm. 
Kumaşımızın en olan 3 m.kısmını kullanırsak tam gelecekti.. 
ve 2,5 metre olarak aldığım kısmı 1,25 olarak iki parçaya böldüm, kenarlarından 3c. içine katladım, 

ama tüm işlerimi planlarken farklı koyu renk bir iplikle önce teğel hazırladım !!!

ilk Dikişime başladım hadii bismillah...  

 

 

normal yatak odası ve salon fon perdelerinin eni yaklaşık 75 - 90 cm. gibi oluyor,
bu ölçü bize odanın genişliği ile kıyasladığımızda fazla gelecekti 60 cm olarak planladım ve pilelerini hazırladım... 
yaklaşık 8 9 ad. oldu bu benim için yeterli genişlikte oldu... 
sert olması için içine yyapışkan tela yerleştirdim ve korniş askı pimlerini dikebilmek içinde kurdela diktim. 
en son boyunu kıvırmak oldu .

ve BİTTİ... Kardeşim takdı bile, nasıl olmuş :))

Şimdi...

Çiçekli veya ponponlu Broçel yada kumaş rengimde geniş kurdela arıyorum ... Sevgilerimle

 




 

30 Ağustos 2018 Perşembe

KİRPİK LİFTİNG 'i yaptırdım ---> Byhulyayilmaz EsteWomen Kalıcı Makyaj Stüdyosu




Her kadın güzel olmak ister :)

Rabbim biliyorum bizi çok güzel yaratmış 

Estetiğe de "sağlık ve psikolojik" vakalar sonucu olmadığı sürece karşıyım !

ama bakım yapmadan asla olmuyor,

kendinimi hem daha güvenli hem daha güçlü hissediyorum bir kuaför sonucu bile :P

hele birde hamam sefasına gittiğimde ...

bazı teyzelerin görünce ! kendimi Claudia Schiffer gibi hissettiğim doğrudur...


İlk olarak hamileliğimin son ayında karar vermiştim doğum öncesi 
ama hülya hanımcım asla yapmayacağını hatta süt emzirme süresini de geçirmemi tavsiye etti,
maddi amaçlı nereye gidersem eminim yapan olurdu ama ben ona güvendim !
sizce nasıl olmuş :)



👉Anında daha kıvrık, daha siyah kirpiklere sahip olabilirsiniz 
👉İşlemden hemen sonra etkisi gözle görülür 
👉 Hiç bir kimyasal madde içermez
👉 Zayıf kirpiklerinize doping desteği sağlayarak daha hacimli bakışlar için etkili bir çözümdür
👉 Kirpiklerinizi keratin ve vitaminler ile besleyerek bakımını sağlar
👉 Uygulandıktan 2 hafta sonra kirpikleriniz daha sağlıklı uzamaya başlar

Bu uygulama ile kirpik serumlarına, kirpik kıvırma makaslarına ve ipek kirpiğe veda edin. 
Kirpik Liftingi sayesinde maksimum 45 dk'da ortalama 1-3 ay arasında kalıcı güzelliğe sahip olabilirsiniz 👌 

Bu bir reklam değil tavsiye ediyorum ...
Ayrıntılı bilgi randevu ve sorularınız için : 
Byhulyayilmaz EsteWomen Kalıcı Makyaj Stüdyosu
📞0212-530-00-33 www.estewomen.com

28 Ağustos 2018 Salı

ÇOCUKLAR NEDEN ÇABUK SIKILIYOR ?

NEDEN ???

Hayal Kırıklığına Uğruyor Ve Hiç Bekleyemiyorlar?

 

Anneyim,

Çabalıyorum iyi yetişebilmeleri için, bazen olmuyor başaramıyorum, araştırırken bir yazı okudum !

- "Çocuklarla, ebeveynlerle ve öğretmenlerle 10 yıllık bir çalışma deneyimi olan bir duyu bütünleme terapistiyim ve çocuklarımızın pek çok yönden giderek kötüleştiğini düşünüyorum."

Görüştüğüm her öğretmenden de sürekli olarak aynı mesajı alıyorum. 10 yıllık duyu bütünleme terapisi çalışmalarım boyunca çocuklarda sosyal, duygusal ve akademik işleyiş açısından bir düşüş gördüm ve görmeye de devam ediyorum.
Aynı zamanda öğrenme bozuklukları ve benzeri tanılarda da bir artış var.

Günümüz çocukları okula duygusal olarak öğrenmeye hazır olmadan geliyorlar.
Modern hayat tarzlarımızda buna katkı sağlayan çok sayıda faktör bulunuyor. Bildiğimiz gibi beyin esnek ve değişkendir. Çevre yoluyla beyni “daha güçlü” ya da “daha zayıf” hale getirebiliriz.
Bütün iyi niyetimize rağmen ne yazık ki çocuklarımızın beyinlerini yanlış yöne doğru şekillendiriyoruz. İşte bunun sebebi:

  1. Teknoloji
Teknolojiyi bir “ücretsiz çocuk bakıcısı hizmeti” olarak kullanıyoruz ama aslında bu hizmetin bir bedeli var. Bu bedel bir adım ileride sizi bekliyor.


Bizler bu bedeli çocuklarımızın sinir sistemleri ile, onların dikkatleri ile ve hazzı erteleme becerileri ile ödüyoruz. Sanal gerçeklikle kıyaslandığında günlük hayat sıkıcıdır.
Çocuklar sınıfa geldiklerinde, ekranlarda görmeye alışık oldukları özel efektlerin ve grafik patlamaların bombardmanına uğramanın aksine insan seslerine ve uygun dozda görsel uyarıya maruz kalırlar.
Saatler süren sanal gerçekliğin ardından bir sınıfta bilgi edinmeye çalışmak çocuklarımız için giderek artan bir oranda zorlayıcı bir hale geliyor çünkü beyinleri bilgisayar oyunlarının sağladığı yüksek seviyelerdeki uyarılmaya alışıyor.
Beyinlerinin daha düşük düzeylerdeki uyarılmayı alma ve işleme acizliği, çocukları akademik zorluklar karşısında savunmasız bırakıyor. Teknoloji aynı zamanda duygusal olarak bizi çocuklarımızdan ve ailelerimizden de koparıyor.
Oysa çocuk beyni için en temel besin ebeveynin duygusal varlığıdır. Ne yazık ki çocuklarımızı bu besinden gitgide daha fazla mahrum bırakıyoruz.

  1. Çocuklar istedikleri her şeyi, istedikleri andan itibaren alıyor
“Acıktım!” “Bir saniye sonra bir yerde yemek yemek için duracağım” “Susadım!” “Bak orada bir otomat var.” “Sıkıldım!” “Al telefonumu kullan!”
Hazzı erteleme becerisi, hayatta başarının en temel unsurlarından biridir.
Çocuklarımızı mutlu etmek konusundan tamamen iyi niyetliyiz elbette ancak ne yazık ki onları o anda mutlu etsek de uzun vadede onları acınası bir hale getiriyoruz.
Hazzı ertelemek demek stres altında yaşayabilmek ve işini yapabilmek demektir.
Çocuklarımız en küçük bir stresle bile baş etme konusunda gitgide daha az donanımlı bir hale geliyorlar. Ve bu en sonunda hayatta başarılı olmalarının önünde devasa bir engele dönüşüyor.

Hazzı erteleme konusundaki yetersizlik, çocuğun “Hayır” kelimesini duyduğu andan itibaren sınıflarda, alışveriş merkezlerinde, restoranlarda ve oyuncak mağazalarında sıklıkla görülüyor.
Çünkü ebeveynler çocuklarının beynine istediği şeyi hemen almayı çoktan öğretmiş oluyor.

  1. Dünyayı çocuklar yönetiyor
“Oğlum sebze sevmez.” “Kızım erken uyumayı sevmez.” “Oğlum kahvaltı etmeyi sevmez.” “Kızım oyuncakları sevmez, ama iPad’iyle harika oynar” “Kendi kendine giyinmek istemiyor.” “Kendi kendine yemek yemek için fazla tembel.”
Bunlar, ebeveynlerden sürekli duyduğum şeyler. Çocuklar ne zamandan beri onlara nasıl ebeveynlik edeceğimizi bize dikte ediyor?
Eğer her şeyi onlara bırakırsak yapacakları tek şey makarna, köfte ve tatlı yemek, televizyon izlemek, tabletle oynamak ve asla uyumamak olacaktır.
Onlar için İYİ olmadığını bildiğimiz halde İSTEDİKLERİNİ onlara vererek nasıl bir iyilik yapıyor olabiliriz? Uygun beslenme ve iyi bir gece uykusu olmadan çocuklarımız okula asabi, kaygılı ve dikkatsiz bir şekilde gelirler. Buna ek olarak onlara yanlış bir mesaj da göndeririz. İstedikleri şeyi yapabileceklerini ve istemedikleri şeyi yapmalarına gerek olmadığını öğrenirler.
“Yapmak gerekir” fikri hayatlarında bulunmaz. Ne yazık ki hayatta hedeflerimize ulaşmak için gerekli olan şeyleri yapmak zorundayız ve bunlar her zaman yapmak isteyeceğimiz şeyler olmaz.
Örneğin bir öğrenci başarılı olmak istiyorsa çok çalışması gerekir. Başarılı bir futbol oyuncusu olmak istiyorsa her gün antrenman yapması gerekir. Çocuklarımız ne istediklerini gayet iyi biliyorlar ancak bu hedefe ulaşmak için yapılması gerekenleri yapmakta çok zorlanıyorlar.
Bu da ulaşılamayan hedeflerle sonuçlanıyor ve çocukları hayal kırıklığına uğratıyor.
  1. Sonsuz eğlence
Çocuklarımız için yapay bir eğlence dünyası yarattık. Hiç sıkıcı an yok. Ortalık sessizleştiği andan itibaren onları tekrar eğlendirmeye koşuyoruz. Çünkü diğer türlü, ebeveynlik görevimizi yerine getirmiyor gibi hissediyoruz. İki ayrı dünyada yaşıyoruz.
Onların kendi “eğlence” dünyaları ve bizimde kendi “iş” dünyamız var. Neden çocuklar bize mutfakta ya da çamaşırda yardım etmiyor? Neden oyuncaklarını toplamıyorlar? Bunlar beyni “can sıkıntısı” içindeyken bile çalışabilir olma ve faal olma konusunda eğiten temel monoton işlerdir. Aynı “kas” okulda “öğretilebilir” olmak için de gereklidir.
Okula geldiklerinde el yazısı zamanı geldiğinde cevapları “Ben yapamam. Çok zor. Çok sıkıcı” olur. Neden? Çünkü çalışabilir “kas” sonsuz eğlenceyle eğitilemez. Ancak çalışmakla eğitilir.



  1. Sınırlı sosyal etkileşim
Hepimiz meşgulüz, bu yüzden çocuklarımıza dijital aletler verir ve onları da “meşgul” bir hale getiririz. Çocuklar eskiden dışarıda oynardı. Yapılandırılmamış doğal ortamlarda sosyal becerileri öğrendikleri ve uyguladıkları yerlerdi buralar.
Ne yazık ki teknoloji dışarıda geçirilen zamanın yerini aldı. Ayrıca teknoloji ebeveynleri de çocuklarıyla sosyal etkileşime girmek için daha az müsait durumda bıraktı.
Çocuklarımız çok açık bir şekilde geri kaldı. Çocuk bakıcısı aleti, çocukların sosyal becerilerini geliştirme konusunda donanımlı değil. Başarılı insanların çoğunun muhteşem sosyal becerileri vardır. Çünkü bu bir öneceliktir.

Beyin tıpkı yeniden ve yeniden eğitilebilecek bir kas gibidir. Eğer çocuğunuzun bisiklete binmesini istiyorsanız ona bisiklete binme becerilerini öğretmelisiniz.
Eğer çocuğunuzun bekleyebilen bir insan olmasını istiyorsanız ona sabrı öğretmelisiniz. Eğer çocuğunuzun sosyalleşebilir bir insan olmasını istiyorsanız ona sosyal becerileri öğretmelisiniz.
Aynı şey tüm diğer beceriler için de geçerlidir. Arada hiçbir fark yok!

Çocuğunuzun beynini eğiterek onun hayatında bir fark yaratabilirsiniz. Nasıl mı? İşte birkaç öneri:

  1. Teknolojiyi sınırlandırın ve duygusal olarak çocuklarınızla tekrar bağ kurun.
 Onları çiçeklerle şaşırtın, beraber gülün, çantalarına ya da yastıklarının altına sevgi dolu bir not bırakın, bir okul gününde onları öğle yemeğine götürüp şaşırtın, birlikte dans edin, birlikte yerlerde sürünün, yastık savaşı yapın.
Ailece yemek yiyin, kutu oyunu geceleri yapın, birlikte bisiklete binin, gece elinizde fenerle açık havada yürüyüş yapın.

  1. Hazzı erteleme eğitimi verin
 Bırakın beklesinler!!! “Sıkıldım” dedikleri zamanlar olmasında hiçbir sorun yok. Bu, yaratıcılığın ilk adımıdır.
“İstiyorum” ile “Elde ediyorum” arasındaki zamanı kademe kademe artırın.
Arabada ve restoranda teknoloji kullanımını engelleyin. Bunun yerine konuşarak ve oyunlar oynayarak beklemelerini sağlayın.
Sürekli bir şeyler atıştırmayı sınırlandırın.

  1. Sınır koymaktan korkmayın.
Çocuklar mutlu ve sağlıklı bir şekilde büyümek için sınırlara ihtiyaç duyar!!

Yemek saatleriniz, uyku saatleriniz ve teknoloji saatleriniz belli olsun.
Onlar için neyin İYİ olduğunu düşünün, neyi İSTEDİKLERİNİ/İSTEMEDİKLERİNİ değil. Hayatlarının ilerleyen zamanlarında bunun için size teşekkür edecekler. Ebeveynlik çok zor bir iş. Onlar için iyi olan şeyleri onlara yaptırmak için yaratıcı olmanız gerekir. Çünkü çoğu zaman bu, onların istediğinin tam tersi olacaktır.
Çocukların kahvaltıya ve besleyici yiyeceklere ihtiyacı vardır. Ertesi gün okula öğrenmeye hazır bir şekilde gelmeleri için açık havada zaman geçirmeleri ve hep aynı saatte uyumaları gerekir!
Yapmak istemedikleri şeyleri eğlenceli şeylere ve onları duygusal olarak uyaran oyunlara dönüştürün

  1. Erken yaşlardan itibaren monoton işler yapmayı öğretin, çünkü bu gelecekte “çalışabilir” olmanın temelidir.
Çamaşırları katlamak, oyuncakları toplamak, kıyafetleri asmak, market alışverişi torbalarını boşaltmak, masayı kurmak, yatağını yapmak…
Yaratıcı olun. Öncelikle bu işleri uyarıcı ve eğlenceli bir hale getirin ki beyinleri bunları pozitif bir şeyle ilişkilendirsin.


  1. Sosyal becerileri öğretin
 Onlara sıralarını beklemeyi, paylaşmayı, kaybetmeyi/kazanmayı, uzlaşmayı, başkalarına iltifat etmeyi, “lütfen” ve “teşekkürler” demeyi öğretin.
Bir duyu bütünleme terapisti olarak edindiğim deneyimlerime göre ebeveynler, ebeveynliğe bakışlarını değiştirdikleri andan itibaren değişiyorlar. Çocuklarınızın hayatta başarılı olmalarına yardım etmek için beyinlerini eğitin ve güçlendirin. Daha sonra değil, hemen şimdi!

Alıntıdır... Okuyunca paylaşmadan edemedim, ne kadar DOĞRU !!!

egitimpedia
http://yourot.com/parenting-club/2016/5/16/why-our-children-are-so-bored-at-school-cant-wait-and-get-so-easily-frustrated

YEREBATAN SARNICI MÜZESİ - İSTANBUL SULTANAHMET : The Basilica Sistern

ROTA : YEREBATAN SARNICI - İSTANBUL SULTANAHMET Hem güzel bir gün geçirmek hem de çocuklarla kültürümüze dair dikkat çeken yerleri gezebilme...

Arşiv


Binlerce Kere Tıklanıyoruz; Çok Teşekkür Ederim . . . MİLLLYON KERE MaşaALLAH...